EDEBİYATNAME

Paylaşmak yücelmektir...

TÜRKÇE TESTLER

EDEBİYAT TESTLERİ

SİTE İÇİ ARAMA

TANZİMAT DÖNEMİ TÜRK EDEBİYAT

 

 

TANZİMAT EDEBİYATININ GENEL ÖZELLİKLERİ

 

* 1860-1895 yılları arasında etkili olmuştur.
* Batı edebiyatı, özellikle Fransız edebiyatı örnek alınmıştır.
* Tanzimat edebiyatı sanatçıları, Divan edebiyatında bulunan şiir, tarih, mektup, v.b gibi edebiyat türlerini Batı anlayışına göre yenileştirmişler; ayrıca, Divan edebiyatında hiç bulunmayan makale, tiyatro, roman, hikaye, anı, eleştirme, v.b. gibi yeni edebiyat türleri getirmişlerdir.
* Tanzimat edebiyatının özellikle ilk devirlerinde yetişen sanatçıların çoğu (Ziya Paşa, Namık Kemal, vb...) Montesquieu, Rousseau, Voltaire, v.b. gibi Fransız devrimci yazarlarının etkisi altında kalarak, makale ve şiirlerinde zulme, haksızlığa, hırsızlığa. geriliğe karşı şiddetli bir dille mücadeleye girişmişler; vatan, millet, hürriyet. hak, adalet, kanun, meşrutiyet. v.b. gibi kavramları memlekete yaymaya çalışmışlar, “toplum için sanat” anlayışını benimsemişlerdir. Tanzimat edebiyatının ikinci devrinde yetişen sanatçılar ise (Recaizâde Mahmut Ekrem, Abdülhak Hâmit, Sami Paşazâde Sezai v.b.) toplum işlerine daha az karışmışlar, “sanat için sanat” anlayışını benimsemişlerdir.
*  Tanzimat edebiyatı sanatçıların bir kısmı Klasisizm ( Şinasi, Ahmet Vefik Paşa, Ali Bey, vb ).bir kısmı da Realizm ( Recaizâde Mahmut Ekrem, Sami Paşa­zâde Sezai, Nabizâde Nâzım, vb ) akımlarının etkisi altında eserler vermişlerdir.
* Tanzimat edebiyatı, Divan edebiyatının tersine olarak, seçkin kişiler için değil, halk için meydana getirilen bir edebiyat olmak iddiasıyla ortaya çıkmıştır. Bu görüşü benimseyen sanatçılar (Şinasi, Ziya Paşa, Namık Kemal, Ahmet Mithat, Ali Bey, vb) özellikle makale, tiyatro, anı, kısmen de roman türlerinde bu yolda eserler vermişlerdir. Tanzimat edebiyatının ikinci devrinde yetişen bazı sanatçılar ise (Recaizâde Mahmut Ekrem, Abdülhak Hamit, vb) bu amaçtan uzaklaşmış görünmektedirler.
* Dilin sadeleşmesi, konuşma dilinin yazı dili haline gelmesi düşüncesi savunulmuştur. Tanzimat edebiyatının başlıca sanatçıları (Şinasi, Ziya Paşa, Namık Kemal, Ahmet Mithat, Ahmet Cevdet Paşa, Şemseddin Sami, vb) dil konusunda böyle düşünmekle birlikte, hiçbiri eski alışkanlıklarından kurtulup da büsbütün konuşma diliyle yazmış değildir. Sade dil, daha çok, tiyatro; anı, mektup, bir dereceye kadar da makale ve romanlarda kullanılmıştır. Tanzimat edebiyatının ikinci devrinde yetişen sanatçıların bir kısmı ise ( Recaizâde Mahmut Ekrem, Sami Paşazâde Sezai, özellikle Abdülhak Hamit) konuşma dilinden epey uzaklaşmışlardır.
*  Tanzimat edebiyatında en önemli yenilik, nesirde, anlatımın kuruluşunda görülmüştür. Bu edebiyatta söz hüneri göstermek değil, birtakım düşünceleri halka yaymak amacı güdüldüğünden, “seci” ler atılmış, asıl düşünce ile ilgisi bulunmayan doldurma sözlere yer verilmemiş, düşünceler sayfalarca süren uzun cümleler yerine kısa cümlelerle anlatılmaya çalışılmıştır.
* Tanzimat edebiyatı nazmında şiirin konusu genişletilmiş, günlük hayatla ilgili her türlü olay, duygu ve düşünce şiirin konusu olmuştur.
* İlk zamanlarda Divan edebiyatı nazım biçimlerinin dışına pek çıkılmamış, yeni düşünceler eski biçimler içinde söylenmiş (Ziya Paşa, Namık Kemal v.b.), sonraları eski biçimler büsbütün bırakılarak yeni biçimler kullanılmaya başlanmıştır (Recaizâde Mahmut Ekrem, özellikle Abdülhak Hamit, vb)
 *  Yeni nazım biçimleri ilkin Fransızca'dan yapılan manzum çevirilerde görülmüş, telif şiirlerde çok sonra kullanılmıştır. Beyitle-rin başlı başına birer bütün olmasıyla yetinilmeyip, bütün mısralar aralarında bir anlam bağı bulunmasına, Divan şiirindeki “parça güzelliği” anlayışı yerine şiirin baştan sona kadar belli bir düşünce etrafında gelişmesine; yani “konu birliği” ne ve “bütün güzelliği” ne önem verilmiştir:
*  Genel olarak aruz vezni kullanılmakla birlikte, Türklerin ulusal vezninin hece vezni olduğu anlaşılmış, bu vezinle yazmaya tarafçılık edilmiş (Ziya Paşa, Namık Kemal, Ahmet Cevdet Paşa v.b), fakat bu istek geniş bir akım halini alamamış, sadece birkaç sanatçı (Ethem Pertev Paşa, Ziya Paşa, Namık Kemal, Ahmet Vefik Paşa, Abdülhak Hâmit, Recaizâde Mahmut Ekrem v.b.) tarafından girişilen birkaç deneme ile yetinilmiştir.

 

 

 

TANZİMAT EDEBİYATI DÖNEMİNDE

ROMAN – HİKAYE

* Tanzimat döneminde roman ve hikayelerde konular tarihi ve sosyal olmak üzere ikiye ayrılır:
a) Sosyal konulu roman ve hikayelerde doğu-batı çatışmasından doğan sosyal yıkımlar ve yıkımların yarattığı bunalımlar işlenir.
b) Tarihi konulu roman ve hikayelerde ise devletin o zamanki  kötü durumundan kaynaklanan umutsuzlukla geçmişte kazanılmış başarılara sığınıldığı görülür.
*  Roman ve hikayelerde iyiler çok iyi, kötüler çok kötüdür.
*  Roman ve hikayeler öğütle biter. İyiler ödüllendirilir, kötüler cezalandırılır.
*  Olayların gelişimi ya yazar ağzından anlatılmış ya da tesadüflere bırakılmıştır.
*  Roman ve hikayelerde edebi akımlardan özellikle klasisizm, romantizm ve realizmin etkisi görülür.
*  Sanatçılar roman ve hikayelerin akışı kesilerek uzun ansiklopedik bilgiler verme çabasındadırlar.
* Roman ve hikayeler teknik bakımından zayıftır.
*  Türk edebiyatı romanla ilk defa Yusuf Kamil Paşa’nın Fenelon’den çevirdiği Telemaque (telemak)tercümesiyle karşılaşır.
*  İlk yerli roman ise 1872 yılında Şemsettin Sami tarafından Taaşşuk-ı Talat ve Fıtnat’tır.
*  İlk edebi roman da Namık Kemal’in İntibah adlı eseridir.
*  İlk tarhi roman Namık Kemal’in Cezmi adlı eseridir.
*  İlk hikaye ise Ahmet Mithat Efendi’nin Letaif-i Rivayet’tir.
  

 

TANZİMAT DÖNEMİNDE TİYATRO

   *  Yayınlanan ilk tiyatro eseri Şinasi’nin yazdığı Şair Evlen-mesi’dir. İki perdelik bir piyestir. Bu eserde görücü usulüyle evlenmeyi yerer. Şinasi eseri yazarken meddah geleneğinden yararlanmıştır.

*  Tanzimatçılar toplum için sanat görüşünü benimsedikleri için toplu-mu aydınlatmada tiyatroyu bir araç olarak görmüşlerdir.

*  Tiyatrolarda daha çok tarihi ve sosyal konular işlenmiştir.

*  Bu dönem tiyatro çalışmaları telif, tercüme ve adaptasyon olmak üzere üç grupta toplanabilir.

*  Tiyatro eserlerinde genellikle üç birlik kuralına uyulduğu görülür. (Abdülhak Hamit Tarhan hariç)

*  Tiyatro eserlerinde iyiler çok iyi, kötüler çok kötüdür.

*  Eserler, genellikle öğüt vererek biter. Çünkü halıkı eğitme amacı vardır. İyiler ödüllendirilir, kötüler cezalandırılır.

*  Tiyatrolar Batı tiyatrosunun etkisindedir. Özellikle Shakespeare ve Moliere en çok taklit edilen sanatçılardır.

  

 

TANZİMAT EDEBİYATI DÖNEMİNDE ŞİİR

  *  Tanzimat döneminde şiir alanında büyük yenilikler olmuştur. Şiirde biçim olarak divan edebiyatına bağlı kalınmış, yani Divan Edebiyatının ölçü, kafiye, nazım birimi gibi şekil özellikleri aynen kullanılmaya devam etmiş,  ancak konusu genişletilmiştir.

 *  Bu dönemde kafiye göz için mi kulak için mi tartışması yapılmıştır.

 *  Tanzimatla birlikte kanun,adalet,eşitlik,hürriyet vatan gibi konular işlenilmeye başlanmıştır.

 *  İlk kez bu dönemde şiirin kaynağı araştırılmış. Namık Kemal şiirin kaynağını “Halk şiiri” görürken, Ziya Paşa şiirin kaynağını “Divan şiiri” olarak görmüştür.

*  Bu dönemdeki şiirlerde konu bütünlüğü vardır. Eski şiirde parça bütünlüğü vardı.

 *  Tanzimat şiirinde dört ana tema vardır;

 a)  Sosyal  temalar: akıl, hürriyet, adalet, eşitlik, vatan, millet

 b)  Metafizik temalar: varlık, yokluk, Allah, ölüm, madde, ruh

c)  Aşk teması: Divan edebiyatındaki soyut ve platonik aşk yerine ete, kemiğe bürünmüş aşk anlatılır

d)  Tabiat teması: Mazmunlarla anlatılan soyut tabiat yerine somut bir tabiat işlenmiştir.

   

 

TANZİMAT DÖNEMİNDE GAZETE

 *  İlk defa gazete 1831 yılında çıkarılan Takvim-i Vekayi’dir.bu resmi bir gazetedir.

 *  Ceride-i Havadis yarı resmi bir gazete olup 1840 'ta İngiliz William Churchill tarafından çıkarılmıştır.

*  1860’ta Agah Efendi ile Şinasi’nin birlikte çıkardıkları Tercüman-ı Ahval’dir. Bu Türklerin çıkardığı ilk özel gazetedir

*  1862 de Şinasi Tasvir-i efkar gazetesini tek başına çıkarır. Bir müddet sonra Namık Kemal tarafından yönetilmeye başlanır.

 *  Bu gazetelerin dışında Muhbir (1866),Hürriyet (1867),Basiret (1869),İbret (1871) gibi gazeteler de çıkarılmıştır.

 

 

Tanzimat Şair ve Yazarlarının Ortak Özellikleri

  *  Hepsi batıcı ilim ve fen taraflısı gelişmeyi isteyen aydınlardır. Yurdu gerilikten kurtarmak isterken Türk halkının manevi değerlerine de bağlı görünürler. Hepsi dindardır. Din hükümleri ile medeniyeti karıştırmaya çalışırlar.

 *  Hemen hepsi Fransız kültürüyle yetişmişleridir. Batı dendiği zaman onlar için ilk akla gelen Fransa’dır.

 *  Genellikle bütün Tanzimat edebiyatı sanatçıları Fransızcayı mektep medrese görmeden öğrenmişlerdir. Bu yönleriyle onlar didaktik sanatçılardır.

 *  Tanzimat sanatçılarının hemen hepsi yüksek makam (paşa, vali vb.) sahibi devlet memurlarıdır. İç ve dış siyaseti çok iyi bilirler.

 *  Sanattan çok ülkü ve fikir peşinde koşmuşlardır. Her türlü haksızlığa ve zulme karşı savaş açmışlardır. 

 *  Toplumumuzda o güne kadar kullanılmayan bir takım kavramları (hak adalet, meşrutiyet, eşitlik, reisicumhur) kullanmaya başlamışlardır.

 *  Divan edebiyatıyla yetiştikleri için divan edebiyatının iyi ve kötü yanlarını çok iyi bilirler; Divan edebiyatına sırt çevirirken sırtlarını halka dayarlar ve güçlerini halktan alırlar.

 *  Batıdan aldıkları türlerin sadece bir tanesiyle uğraşmakla yetinmezler hemen hemen bütün türlerde eser verirler.

 *  Tanzimat sanatçılarının hemen hepsi çok yönlü kişilerdir. Edebiyatçı, devlet memuru, siyasetçi ve mücadele adamıdırlar.

  

Tanzimat Edebiyatının Amacı

 *  Eski edebiyatı yıkmak yerine sosyal hayatla geniş ölçüde ilgili yeni ve inkılapçı bir edebiyat getirmek.

 

*  Halka halk diliyle hitap ederek yeni edebiyatı ve yeni fikirleri  çok büyük sosyal ve siyasi buhran içerisinde  bulunan millete geniş ölçüde tanıtmak.

 

*   Millet,vatan,hürriyet,eşitlik,adalet,fikir,meşrutiyet rejimi gibi kavramları tanıtarak bunları yeniden kurmak.

 

 

 

TANZİMAT EDEBİYATININ BİRİNCİ DÖNEMİNİN ÖZELLİKLERİ (1860-1876)

 

 

 

*  Birinci dönem temsilcileri Şinasi, Ziya Paşa, Namık Kemal, Ahmet Mithat Efendi, Şemsettin Sami ve Ahmet Vefik Paşa'dır.

 

* “Sanat toplum içindir”  görüşü benimsenmiştir ve bu doğrultuda eserler verilmiştir.

 

* Dilde sadeleşmeyi, ölçüde heceyi savundular; ama uygulamadılar. Divan şiirinin ölçü, biçim ve kalıplarını kullanmaya devam ettiler. Hece ile yazılan şiirler birkaç örnekten öteye gidemedi.

 

* Fransız edebiyatından etkilendiler.

 

* Divan edebiyatını eleştirdiler. Halk edebiyatını savundular; ama uygulamadılar.

 

* Şiirde estetik güzellik değil içerik ön plana çıkmıştır. Yani söyleyişe değil fikre önem verilmiştir.

 

* Edebiyatı fikirlerini aktarmak için bir araç olarak görürler.

 

* Önceki şiirimizde bulunmayan vatan, millet, hak, hukuk, hürriyet, eşitlik, meclis ve meşrutiyet gibi kavramları şiire taşımışlardır.

 

* Konular yoğun, etkili ve mücadeleci bir anlayış ve üslupla işlendi.

 

* Şiirde beyitin anlam bütünlüğü parçalandı; parça güzelliği anlayışı bırakıldı, bütün güzelliğine önem verildi.

 

* Eski nazım şekilleriyle yeni kavram ve duyguları işlemişlerdir.

 

* Tiyatro, roman, hikaye, makale ve eleştiri gibi yazı türleri bu dönemde ilk kez edebiyatımıza girmiştir.

 

* Noktalama işaretleri ilk defa bu dönemde kullanılmıştır.

 

* Sanatçılar, edebiyatın yanında devlet işleriyle, siyasetle de bilfiil ilgilenmişlerdir.

 

 

 

 

BİRİNCİ DÖNEM SANATÇILARI

 

 

 

 

ŞİNASİ (1826_1871)

 

 

 

* Türk edebiyatında yeniliklerin öncüsü olarak sayılır.

 

* Mustafa Reşit Paşa’nın Batıya gönderdiği ilk öğrencilerdendir.

 

* Gençliğinde Doğu ilimlerini öğrenmiş, Fransa’ya gidince ise Batı edebiyatını tanımıştır.

 

* Halk dilini kullanmaya özen göstermiş, dönemine göre oldukça sade şiirler yazmıştır. Batılı fikirlerle doldurduğu şiirlerini Divan edebiyatı nazım şekilleriyle ve aruz ölçüsüyle yazmıştır.

 

* Klasisizmden etkilenmiştir.

 

* 1860’ta Tercüman-ı ahval (ilk özel gazete) ve 1862’de  Tasvir-i Efkar gazetelerini çıkarmıştır.

 

* Edebiyatımızın ilk gazetecisidir.

 

* Türk edebiyatının  ilk makalesi Tercüman-ı Ahval Mukaddimesi’ ni yazmıştır.

 

* Batılı anlamda ilk tiyatro olan Şair evlenmesi’ni yazmıştır.(1859)

 

* Atasözlerini derleyerek oluşturduğu Durub-u Emsal –i Osmaniye Türk edebiyatının ilk atasözleri kitabıdır.

 

* Edebiyatımızda noktalama işaretlerini ilk kez Şinasi kullanmıştır.

 

* Bizde “edebiyat” sözcüğünü ilk kez kullanan Şinasi’dir.

 

* Edebiyatımızda ilk şiir tercümelerini yapmıştır. Lamartin’den manzum çevirileri vardır.

 

*  Şiirlerinde konu birliğine ve bütün güzelliğine önem vermiştir.

 

*  Kısa cümleli , yeni görüşlere örgülü bir nesir yapısı meydana getirmiştir.

 

*  Düşüncelerini yalın ve açık bir anlatımla söyler.

 

* Nesirlerinde dili sade; şiirlerine ise ağırdır.

 

* Toplum için sanat anlayışını benimseyen sanatçı, dilin süs ve özentiden kurtulup sadeleşmesi için çalışmıştır. Konuşma dilini, yazı dili haline getirmeye çalışmıştır.

 

* Edebiyatımızda hak, adalet, eşitlik, özgürlük gibi kavramları kulla-nan ilk kişidir.

 

* Şiirlerinde aruz ölçüsü kullanmıştır.

 

* Tanzimat Fermanı’nı ilân eden Mustafa Reşit Paşa için yazdığı iki kasidesi ünlüdür. Bu kasidelerdeki övgüleri divan şiirindekinden daha abartılıdır.

 

* O, başarılı bir şair ve yazar olmamasına rağmen batı edebiyatın-dan alınan yeni türlerle edebiyatımızın batılılaşmasında en çok onun emeği vardır.

 

* La fonteine den fabları tercüme etmiştir. Tercümelerini Tercüme-i Manzume isimli eserlerine toplamıştır. Divan şiiri tarzındaki şiir-lerini Müntehebat-ı Eş’ar adlı eserinde toplamıştır.

 

 

 

 

 

ZİYA PAŞA (1829_1880)

 

 

 

* Divan edebiyatı kültürüyle yetişen ve bu yolda şiirler söyleyen şair fikirleri yönüyle batıyı benimsemiştir.

 

* Edebiyatımızın eski edebiyat ile yeni edebiyat arasında en çok bocalayan şairidir.

 

* Fikirleriyle yenilikçi olmasına rağmen eserlerinde eskiyi, divan şiiri geleneğini devam ettirmiş, gazel ve kasideler yazmıştır.

 

* Ziya Paşa Tanzimat edebiyatının hemen hemen bütün vasıflarını kendi sanatında toplamıştır. Bunlar: Divan şiirini kullanması, mahallileşme cereyanı etkisinde dilde sadelik, aşık tarzıyla şiir yazması ve Batının etkisi.

 

*  Londra’da Hürriyet gazetesinde yazdığı “Şiir ve İnşa” isimli makalesinde divan şiirinin bizim şiirimiz olmadığını söyleyen, Baki, Nefi, Necati gibi şairlerin divanlarındaki şiirleri Türk şiiri saymayan, asıl şiirimizin halk şiiri olduğunu söyleyen şair, eski şiir geleneğini sürdürmüştür.

 

* Harabat isimli divan şiiri antolojisinde Şiir ve İnşa makalesindeki fikirlerinin tam tersini söyler. Türk şiirinin temelini Ahmet Paşa’nın, Necati’nin, Baki’nin attığını, halk şairlerin şiirlerinin ise eşek anırması gibi olduğunu söylemiştir. Bu, onun içinde bulunduğu bir ikilemdir. Hem eskiyi eleştirmekte hem de geleneği devam ettirmektedir.

 

* Sade dil savunur, fakat eserlerinde Arapça ve Farsça kelime ve tamlamalarla yüklü bir dil kullanılmıştır.

 

* Edebiyatımızın en meşhur Terci-i Bent ve Terkib-i Bent şairidir.

 

* Atasözü haline gelmiş veciz sözleri de vardır.

 

* Defter-i Amel, j. j. Rousseau’nun İtiraflar adlı eserinden ilhamla yazılmış edebiyatımızın Batılı ilk anı örneklerindendir.

 

* Rüya adlı küçük eser ise karşılıklı konuşmalar tarzında yazılmış edebiyatımızın ilk röportajı sayılabilecek bir eserdir.

 

 

 

Eserleri:

 

Harabat: Divan Şiiri antolojisi.

 

Külliyat-ı Ziya Paşa/Eş’ar-ı Ziya: Divan şiiri tarzındaki şiirleri

 

Terkib-i Bent, Terci-i Bent: Bugün dahi dillerden düşmeyen beyitleri vardır.

 

Zafername: Hiciv türündeki bu kaside Ali Paşa’yı yermek için yazılmıştır.

 

 

 

 

 

NAMIK KEMAL (1840_1888)

 

 

 

* Tanzimat edebiyatının en hareketli, heyecanlı ve mücadeleci ismi

 

*  İlk şiirlerini Divan şiirinin etkisiyle yazan sanatçı Şinasi’yle tanıştıktan sonra edebiyatın Batılılaşması gerektiğine inanır ve sonuna kadar da bu Batılılaşma düşüncesini savunur.

 

*  Namık Kemal, eski kültürle yetişmiş, divan şiiri eğitimi almış, gazeller, kasideler yazmıştır. Fakat sonradan divan edebiyatını eleştirmiştir. Ziya Paşa’nın Harabat’ına karşı Tahrib-i Harabat’ı yazarak eskiye olan tepkisini ortaya koymuştur.

 

* Şinasi’nin kurduğu Tasvir-i Efkâr’ı, Şinasi Paris’e kaçınca Namık Kemal çıkarmaya başladı. Daha sonra kendisi de Ziya Paşa ile Paris’e kaçarak orada Hürriyet gazetesini çıkardı. İstanbul'a döndükten sonra İbret gazetesini çıkardı.

 

* Namık Kemal’in eserlerinde romantizmin etkisi görülür.

 

* Vatan şairi olarak tanınır. Ona göre vatan sadece üzerinde doğılan ve yaşanılan yer değil, insanlar arasında dil birliği, menfaat birliği, fikir ve sevgi kardeşliği yaratan mukaddes bir topraktır ki her taşı için bir can verilmiştir.

 

*  Kaleminin sadece sanat aracı olarak değil milli mücadele aracı olarak da kullanmıştır. Yani edebiyatı düşüncelerini halka yaymak için araç olarak kullanmıştır.

 

* Hece ölçüsüyle denemeler yapmasına rağmen aruzu kullanmıştır. Hece ölçüsünü savunmakla beraber bunu şiirlerinde çok az kullanmıştır. Harzemşah piyesinin önsözünde heceye parmak hesabı deyip, onun ahenk sağlamaktan uzak olduğunu açıklamış, ayrıca kafiyenin de pek gerekli olmadığını söylemiştir. Halbuki şiirlerinde güçlü bir kafiye düzeni vardır.

 

*  Vatan ,millet ,hürriyet ve adalet konularını işlemiştir.

 

*  Edebiyatta hürriyet kavramını ilk kullanan şairdir.

 

*  Edebiyatımızın ilk edebi romanı olan İntibah’ı yazmıştır.

 

* Edebiyatımızın sahnelenen ilk tiyatro eseri olan dört perdelik Vatan Yahut Silistre’yi Namık Kemal yazmıştır. Hatta bu eser oynatıldıktan sonra Magosa’ya sürülmüştür.

 

* İlk tarihi roman olan Cezmi’yi Namık Kemal yazmıştır.

 

*  Şiirlerinden çok nesirleri ile tanınır.

 

*  Mecazlardan, manzumlardan arınmış bir şiir dili vardır.

 

*  Bütün edebiyat türlerinde eser vermiştir.

 

*  Tiyatro ile ilgili görüşlerini Celalettin Harzemşah isimli yapıtının önsözünde açıklamıştır.

 

*  Tiyatro ona göre bir eğlence değil edebi bir okuldur

 

*  Tiyatro eserlerinde teknik yönden yetersiz olan sanatçı bazen günlük konuşma dilini kullanır, bazen de süslü bir anlatıma başvurur.

 

*  Romanlarında Batılı tekniğe uyma çabasındadır. Ancak tekniği sağlam değildir. Kahramanları romantizmin etkisiyle iyiler ve kötüler olmak üzere ayrılmıştır. Konuşma yerlerinde dil nispeten yalınken, betimlemelerde “sanatkârane”dir.

 

 

 

Eserleri:

 

* İntibah: İlk edebî roman.        

 

* Cezmi: İlk tarihî roman.

 

* Tahrib-i Harabat, Takip: İlk edebî eleştiri. Ziya Paşa’nın Harabat’ını eleştirmek için yazmıştır.

 

* Renan Müdafaanamesi: İlk eleştiri.

 

Oyunları: Vatan Yahut Silistre, Celâlettin Harzemşah, Gülnihal, Âkif Bey, Zavallı Çocuk, Kara Belâ

 

* Osmanlı Tarihi,     

 

*    Kanije Muhasarası, 

 

* İslâm Tarihi: tarih

 

 

 

 

 

ŞEMSETTİN SAMİ (1850_1904)

 

 

 

*  İlk roman yazarıdır.Taaşşuk-ı Talat ve Fıtnat.Romanda kölelik ve cariyelik konusunu ele almıştır.

 

*  Şemsettin Sami edebiyat çalışmalarının yanında dille de uğraşmış devrin en büyük dil alimidir.

 

*  Yazmış olduğu Kamusu’l -Türkî Türkçe bir sözlüktür

 

*  Kamus u’l -Arabî, Kamus –ı Fransevî isimli sözlüklerin de yazarıdır.

 

* Kamus u’l – A’lam adlı eseri Tarih,coğrafya ve devrin büyüklerinin yer aldığı bir ansiklopedik eserdir.

 

*  Victor Hugo ‘nun Sefiller’ini ve Daniel Defoe’nin Robenson Cruzoe’u da tercüme edilmiştir.

 

*  Seydi Yahya,Besa yahut Ahde vefa,ve Gave adlı piyesleri vardır.

 

*  Orhun Abidelerini ve Kutadgu Bilig’i Türkçeye çevirmiştir.

 

 

 

 

 

AHMET MİTHAT EFENDİ (1844_1912)

 

 

 

*  Asıl gayesi halkı  yetiştirmek ve bilgilendirmektir. Çünkü kendisini bir öğretmen, okuyucuları ise öğrenci olarak görür.

 

*  Edebiyat ,tarih,coğrafya ,ziraat ve iktisat alanında otuz altısı roman olmak üzere iki yüze yakın eser vardır. Çok yazmasından dolayı yazı makinası  diye adlandırılır.

 

*  Bazı tiyatro denemeleri yapmışsa da pek başarılı olamamıştır.

 

*  Dili sade ve düzgündür.

 

*  Halka okuma zevkini aşılamıştır.

 

* Romanları teknik yönden kusurludur.

 

*  Romanın akışını keserek uzun uzun açıklamalar yapar, ansiklo-pedik bilgiler verir.

 

*  Ahmet Mithat Efendi, Tercüman-ı Hakikat, Bedir, Devir gibi birçok gazete çıkarmıştır.

 

*  Küçük hikayelerden oluşan Letaif-i Rivayat adlı eseri 28 hikaye- den ve 25 ciltten oluşur ve ilk hikaye kitabıdır.

 

*  Avrupa’da Bir Cevelan gezi yazılarından oluşur.

 

*  Bazı romanları Felatun Bey'le Rakım Efendi, Hasan Mellah, Hüseyin Fellah, Yeniçeriler, Paris'te Bir Türk Kızı, Henüz On Yedi Yaşında, Diplomalı Kız, Kıssadan Hisse

 

 

 

 

 

AHMET VEFİK PAŞA (1823_1891)

 

 

 

*  Devlet adamıdır,çeşitli yerlerde yöneticilik yapmıştır.

 

*  Milliyetçilik ve Türkçülük fikirlerinin savunucusudur.

 

*  Tiyatro alanındaki çalışmaları ile ünlüdür. Molliere’nin hemen hemen bütün eserlerini tercüme etmiştir.(17-18 eser) Bursa valiliği sırasında kendi adıyla anılan bir tiyatro binası inşa ettirmiş, ve eserlerinin burada oynanmasını sağlamış halka tiyatro  sevgisini aşılamıştır.

 

*  Ahmet Vefik Paşa taklitçilikten uzak, doğu batı sentezi ürünlerin ilk örneklerini vermiştir.Kullandığı dil onun anlatımına güzellik katmıştır.

 

*  Tarih ve dil sahasında önemli eseri Lehçe-i Osmani

 

*  Seçere-i Türki adlı eseri Osmanlıca’ya çevirmiştir.

 

*  Tarih eserleri: Fezleke –i Tarih-i Osmani , Hikmet-i Tarih

 

 

 

TANZİMAT EDEBİYATI

 

 2. DÖNEMİN ÖZELLİKLERİ

 

(1876-1896 arası)

 

 

 

* İkinci dönem edebiyatçıların sanat anlayışları birincilerden farklıdır. İkinci dönemde sanat sanat içindir anlayışıyla eserler verilmiştir. Bunun sebebi bu devirde idarenin daha baskıcı davranmasıdır.

 

* Batı edebiyatının savunmuşlardır. Bu dönemde Batı edebiyatı örneklerini daha başarı bir şekilde ortaya konmuştur.

 

* Romanda realizmin tesiri şiirde ise romantizmin tesiri görülür.

 

* Kölelik, cariyelik ve yanlış batılılaşma bu dönem romanlarında işlenen konulardır.

 

* Bu dönemde gözleme önem verildi.

 

* Romandan çok tiyatro gelişmiştir.

 

* Şiirin alanı ve konusu genişletildi. Zerreden güneşe kadar her şey şiirin konusu oldu.

 

* Divan edebiyatı biçim anlayışı bu dönemde yıkıldı.

 

* Bu dönem sanatçıları siyasetle devlet işleriyle ve toplum sorunları ile ilgilenmemişler, yalnızca edebiyatla, sanatla ilgilenmişlerdir.

 

* Birinci dönem sanatçılarının toplumsal sorunlarla ilgilenmelerine karşın bu dönem sanatçıları kişisel konu ve temaları işlemişlerdir. Bu yüzden dilleri daha ağırdır.

 

* Bu dönem sanatçıları :Recaizade Mahmut Ekrem, Abdülhak Hamit Tarhan , Nabızade Nazım , Sami Paşazade Sezai , Muallim Naci

 

 

 

 

 

 

İKİNCİ DÖNEM SANATÇILARI

 

 

 

 

 

 

RECAİZADE MAHMUT EKREM  (1847_1914)

 

 

 

* Şiir, roman, hikaye, eleştiri, edebi bilgiler ve tiyatro türünde eserler vermiştir.

 

* Şiirlerinde hüzün ve elem vardır. Ölümü hatırlatan tabiat manzaraları, hüzünlü duygular, romantik güzellikler, solgun güller, kitap yaprakları arasında kurutulmuş çiçekler, küçük kuşlar onun şiirlerinin konuları arasındadır. Oğlu Nejad’ın ölümü; içli, üzüntülü şiirler yazmasında etkili olmuştur.

 

* Şiirde kulak için kafiye görüşünü savunur.

 

* Şiir alanında fazla başarılı değildir,nesirde başarılıdır.

 

* Edebiyatta yenileşmeden yanadır. Muallim Naci ile aralarında bu konularda tartışmalar olmuştur.

 

* İlk realist roman yazarıdır.

 

* Birçok romantik Fransız şairinin şiirlerini Türkçe’ye çevirmiştir.

 

 

 

ESERLERİ

 

Şiirleri: Nağme-i Seher, Yadigâr-ı Şebab, Pejmürde: Oğlu Nihat için yazdığı şiirlerini ve nesirlerini de topladığı eser. Zemzeme: Önsüzünde edebiyat hakkındaki düşünceleri ve edebî eleştirileri vardır. (Bu esere Muallim Naci “Demdeme” ile karşılık vermiştir.)

 

Hikâyeleri:  Muhsin Bey, Şemsa

 

Romanları: Araba Sevdası: (Roman). Realizmin etkisiyle yazılmıştır ve batı hayranlığı yolunda düşülen garip durumları eleştirir. Tiyatroları: Çok Bilen Çok Yanılır, Afife Anjelik, Vuslat, Atala

 

Talim-i Edebiyat: Edebî bilgiler içerir.

 

 

 

 

 

ABDÜLHAK HAMİT TARHAN  (1852_1937)

 

 

 

* Divan şiirini sona erdiren sanatçıdır. Kurallara uymayan, batı şiirinde gördüğü her yeniliği Türk şiirine uygulayan, divan şiirini bitiren o olmuştur.

 

* Batı şiirindeki yenilikleri Türk şiirine uygulamıştır. Edebiyatta batılılaşmanın asıl ihtilâlcisidir.

 

* Doğu ve batı şiirini işlendikleri yerlere giderek öğrenmiştir.

 

* Şair-i Azam olarak bilinir.

 

* Zengin bir lirizm bulunan şiirlerinde vezne, kafiyeye, söze, dile pek önem vermemiştir. Taşkınlık ve yücelik, söyleyişteki tezat onun şiirinin önemli özellikleridir.

 

* Divan şiirinin nazım şekilleriyle kafiye düzenini kullanmamıştır.

 

* Romantizmin etkisindedir.

 

* Tezat sanatını çok kullanmıştır.Tezatlar şairidir.

 

* Şiirlerinde ve tiyatrolarında tarihi konular önemli yer tutar.

 

* Hayat, tabiat, ölüm ve insanlık gibi konuları işlemiştir.Ölüm şiir estetiğini oluşturur.

 

* Yirmiye yakın tiyatrosu vardır. Sahnelenmesi imkânsız tiyatro eserleri yazmıştır. Bu eserlerde insanların yanında ölüler, ruhlar, hayaletler, periler de rol alır.

 

* Tiyatroda egzotik, tarihî, millî ve dinî konuları işlemiştir.

 

* Bazı oyunlarında Shakespeare’in tesiri görülür. Hepsi de dramdır ve bazıları mensur bazıları da manzumdur.

 

ESERLERİ

 

Şiirleri: Sahra, Belde, Makber, Ölü, Bunlar O’dur, Hacle, Bâlâdan Bir Ses, Garam, bir Sefilenin Hasbıhali, Validem, Tayflar Geçidi, Yabancı Dostlar ...

 

Tiyatroları: İlk tiyatro eseri Macera-yı Aşk’tır. Tarık, Finten, Eşber, Nesteren, Sardanapal, Tezer, İlhan, Hakan, Liberte, Sab ü Sebat, İçli Kız, Duhter-i Hindu, Nazife, Turhan, İbni Musa …

 

 

 

 

 

SAMİ PAŞAZADE SEZAİ   (1860_1936)

 

 

 

* Batı edebiyatında yazdığı hikayeleri ve bir romanı ile tanınır.

 

* Hikayelerinde Fransız realistlerinden izler vardır. Sergüzeşt adlı romanı realizme doğru atılmış bir adımdır. Küçük Şeyler adlı hikâye kitabı Fransız realistlerinin sanat anlayışlarına uygundur.

 

* Romantik özellikler taşıyan şiirler de yazmıştır.

 

ESERLERİ:

 

Sergüzeşt: Dilber adındaki esir kızın çalıştığı evin oğluyla araların-da doğan mutsuz aşkı ve acı sonu anlatır.Romanda realizm ve romantizm kendini hissettirir.Gözlemlerden dolayı realisttir.

 

İclal: Bu kitapta yeğeni İclal ‘in ölümü üzerine yazdığı mensur şiirlerini bazı düzyazılarını ve hatıralarını anlatır.

 

Şir (Piyes),  Rumuzul-edeb: Edebiyat kavramlarını içerir.

 

Küçük Şeyler: Oykü

 

 

 

 

 

NABIZADE NAZIM   (1862_1893)

 

 

 

* Romanlarıyla ve hikâyeleriyle realizm ve natüralizmin öncüsüdür.

 

* Roman ve hikayeleri ile tanınmıştır.

 

* Karabibik(ilk köy romanı) öyküden uzun, roman kısadır.

 

* Kahramanlarını yöresel şiveleriyle konuşturur.

* Gözlem önemli bir tutar.

* Yazar , tasvir ve tahlilinde son derece başarılıdır.

 

ESERLERİ:

Karabibik: edebiyatımızda Anadolu konulu ilk hikâyedir. Köy romanı olarak bilinir. Köy hayatı tam bir realizmle yansıtılmıştır.

Zehra: İlk natüralist roman örneğidir. Eserde tasvir ve tahliller geniş yer tutar.

Yadigârlarım, Sevda, Haspa (oyun); Heves Ettim (şiir)

 

MUALLİM NACİ    (1850_1893)

 

* Eski edebiyat taraftarlarının (eski şiirin) lideri durumundadır. 

* Eski şiirin temsilcisi olarak ün yapmasına rağmen Batılı şiir tarzında da başarılı örnekler vermiştir.

* Eski-yeni konusunda Recaizade ile aralarında tartışmalar olmuştur. Naci göze hitap eden kafiyeyi savunurken, Recaizade kulağa hitap eden kafiyeyi savunmuştur. Tartışma konusu, “abes” ve “muktebes” kelimelerinin -eski yazıda- kafiyeli olup olmadıklarıdır.*Dili sadedir ve dili kullanmada başarılıdır. 

* İlk köy şiiri yazarıdır.

ESERLERİ:

Şiirleri:Ateş-Pare ,Şerare ,Sümbüle ve Fürüzan’dır.

Recaizade’nin Zemzemelerine karşılık Demdemesi  vardır.

Edebi bilgiler: Islahat-ı edebiye                  

Lugat: Lugat-ı Naci

 

 

 

Ziyaretçiler

3313263
Bugün
Dün
Bu Hafta
Geçen Hafta
Bu Ay
Geçen Ay
Toplam
1411
2228
22911
3265463
75089
134068
3313263

İP'niz: 54.234.190.237
Server Time: 2018-01-21 16:36:27

Arama