EDEBİYATNAME

Paylaşmak yücelmektir...

TÜRKÇE TESTLER

EDEBİYAT TESTLERİ

SİTE İÇİ ARAMA

DÜNYA EDEBİYATI

 

 

 

 

HOMEROS

* Homeros Antik Yunanistan'da yaşamış İyonyalı ozandır.

* Batı Edebiyatı'nın ilk büyük eserleri sayılan İlyada ve Odysseia Destanları'nın yaratıcısı veya derleyicisi olduğu kabul edilir.  

* Yaşamı hakkında çok az bilgi vardır.

* Günümüz araştırmacılarınca Milattan Önce 8. veya 9. yüzyıllarda, Batı Anadolu'da büyük ihtimalle Smyrna'da (bu günkü adıyla İzmir) yaşadığı ifade edilir

* Hayatıyla ilgili bir başka rivayet ise kör olduğudur. Fakat destanlarındaki betimlemelerin canlılığından, destanlarını yazdığında kör bile olsa bir zamanlar gözlerinin gördüğü anlaşılır.

Eserleri: İlyada, Odysseia

 

HESİODOS

* Yunan didaktik şiirinin babası diye anılan ünlü bir ozandır.

* M.Ö. 8. yüzyılda (700 yılı) dolaylarında yaşadığı düşünülmektedir.

* Yoksul bir çiftçinin oğludur.

* Efsaneye göre, Helikon yamaçlarında koyun güderken musalar, yani ilham perileri ona şairlik bağışlamışlardır.

* Yunan ilk çağının Homeros'tan sonraki en büyük epik ozanı olarak kabul edilir.

* Eserlerinden 2 büyük epik bugüne ulaşabilmiştir. Bunlar, tanrılar ile alâkalı mitler üzerine olan Teogoni (Tanrıların Doğuşu) ve çiftçi yaşamını anlatan İşler ve ünler'dir.

* Didaktik eserler yazmıştır. Yunan mitolojisi ve Yunan çiftlik hayatı üzerine bilinenlerin çoğu Hesiodos'un eserlerinden öğrenilmiştir.

Eserleri :

İşler ve Günler: Otantik bir şiir olan İşler ve Günler, genel anlamda çiftçi yaşamını anlatmaktadır. Eserde insanın beş çağı anlatılmaktadır. Eserde bazı nasihatler da bulunmaktadır. Hesiodos kardeşi Perses'e öğütler vermektedir

Teogoni (Tanrıların Doğuşu):Genel kanı Teogoni`nin yazarının Hesiodos olduğu yönündedir, ancak bu kesin değildir. Üslup açısından İşler ve Günler`e yakındır. Konusu genel olarak evrenin, dünyanın ve Tanrıların kökeni, var oluşlarıdır.

 

SAPHO

* Lesbos adasında Erebos şehrinde doğmuş efsanevi bir kadın şair.

* Lirik aşk şiirler yazmıştır.

* Lezbiyenliğin ifşa edilmesini sağlayan kadın şair olarak bilinir. Her yıl bu şairi anmak için dünya lezbiyenleri Midilli adasında toplanır.

Eserleri: Düğün, Şarkı, İç Savaşlar.

 

AİSOPOS

* Aisopos, hayvan masallarının efsanevi babası olarak bilinir.

* Fabl türünün kurucusudur.

* Bazı araştırmacılara göre M.Ö. 6. yüzyılda yaşamış bir köle idi ve Frigya’da doğmuştu; ama Trakya’da Samos’ta, Sardeis’te, giderek Mısır’da doğduğunu savunanlar da vardı.

* Plutarkhos’a bakılırsa Aisopos, çirkin, kekeme ve kamburdu ama ince bir zekaya sahipti; hiçbir şey yazmamış ama anlattığı eğretilemeli hayvan masallarıyla büyük bir üne kavuşmuştu. Büyük olasılıkla bu çağlarda Anadolu, Ege Adaları ve Yunanistan’da hak arasında üretilen hayvan masallarının tümü Aisopos’a mal edildi.

Eserleri: Ezop Masalları

 

AİSKHYLOS

* Dönemin en büyük tragedya şairidir.

* Atina'nın 30 km. uzaklıkta Elefsis'de doğar.

* Aiskhylos; ilk oyunlarını M.Ö. 498'de yazar.

* Hala var olan oyunları arasında en eskisi büyük bir ihtimalle "İran-lılar"'dır ve M.Ö. 472'de oynandığına inanılır.

* İçinde Agamemnon'u ilk bölümünde anlattığı Orestia meşhurdur.

* İlk defa, tragedyanın aktör sayısını ikiye çıkararak, koro yerine diyalogu ön plana getirmiştir.

* Eserlerinde tanrıların belirleyici gücüne önem vermiş; dünyayı ve insanları tanrıların, olması gerektiği gibi, iyi bir şekilde yönettiği, tanrılara isyan edenlerin cezalandırılması gerektiği tezini savunarak, yerleşik düzeni, gelenekleri ve toplum ahlakını benimsemiştir.

* Ona göre insanlar tanrılar tarafından belirlenen alınyazılarını kabullenmek zorundadırlar.

* Yunan geleneklerini ve ahlakını savunur.

Eserleri: Yalvaran Kızlar, Persler, Thebai'ye Karşı Yediler, Zincire Vurulmuş Prometheus, Oresteia trilogia, Agamem-non, Khoephoroi, Eeumenides

 

SOPHOKLES

* Sophokles eski yunan trajedi yazarlarındandır.

* Aiskhylos’un insan ile tanrı arasındaki bağlantıdan yola çıkarak ortaya çıkardığı trajediyi Sophokles biraz daha yumuşatma, hafifletme, yetkinleştirme yoluna gitmiştir.

* Sophokles tiyatroyu, kaskatı savların karşılaşma alanı olmaktan kurtardı. Bunu da, artık “çok daha canlı bir olaylar çerçevesi içinde karşılıklı akıl yürütmeler” olarak ele alınan diyalogların ve yanıtların genişlemesini sağlayan bir üçüncü oyuncuyu işin içine sokarak gerçekleştirdi. Bu da trajedi in-sanın kör kaderin oyuncağı olmak-tan çıkardı.

* Sophokles eserlerinde bir bakıma, trajik kahramanı yaratmış.

* Uzun yaşamında Atina’nın gerileyişini görmeden önce gücünün doruk noktasına ulaştığı çağı yaşamış olan Sophokles, Antigone de, tanrılara karşı insan bilincini yükseltirken, ahlaksal düşünceleri de derinleştirir ve Aiskhlos’un tersine, bir ruh bilimci olarak ortaya çıkar.

* Sophokles’in bütün kahramanlarında aynı inatçı direnci görürüz. Bütün bu olağanüstü kahramanlar, yazgıyla damgalanmışlardır ve birbirlerine benzerler. Hepsinde aynı cesarete vardır ve hepsi de, tanrıların iradesiyle yok olmadan önce, umutsuzca savaşmaya girişirler.

* İnsanlar arası çatışmaları işlemiştir.

* Yüzü aşkın trajedi yazmış, ancak günümüze sadece yedi eseri gelebilmiştir. Bunlar: Aias, Elektra, Kral Oidipus, Oidipus Kolonos ta, Antigone; Trakhis Kadınları; Philoktetes.

 

EURUPİDES  (MÖ.480-MÖ.406)

* Eski yunan trajedi yazarı.

* Edebiyatın yanı sıra, felsefeyle de ilgilendi.

* Tiyatro sanatına gerek konu gerekse dekor ve sahne düzeni bakımından yenilikler getirdi.

* Kadın rollerine önem verdi ve askı işledi.

* 92 eserinden zamanımıza 17'si ulaştı.

* Türkçe'ye çevrilen başlıca eserleri: Alkestis, Helene, Herakles, İphigenia Auslis'te, Bakkhalar.

Eserleri: Kylops(dram),Fenikeli Kadınlar, Heleno, Elektra.

  

ARİSTOPHANES

* İlk büyük komedya şairidir

* Eski komedyanın en büyük yazarı olan Aristophanes M.Ö 450 yılında Atina'nın 17 mil güneybatısındaki küçük ama önemli bir ticaret merkezi olan Aegina'da doğmuştur.

* Aristokrasiye eğimli, büyük toprak sahibi, zengin bir aileden gelir. Babasının adı Philippos'tur.

* Kırkdört tane komedya yazmış bunlardan günümüze onbiri ulaşmıştır.

* Antik Yunan’da komedya denince akla gelen ilk isim Aristophanestir

* O dönemdeki komedya yazarlarından sadece Aristophanes'in bazı eserleri günümüze ulaşmıştır.

* Aristophanes, eserlerinde yaşadığı toplumun gerçeklerini yansıtır. Bu yüzden onun oyunlarında dönemindeki insanların yaşantılarını açıkça görebiliriz.

* Eserlerinde toplum için tehlikeli olan ve kendi çıkarları için toplu-mu kullanan insanlara açık ve net tenkitlerde bulunarak bu sayede toplumu uyarmaya çalışmıştır.

* Aristophanes'in oyunları günümüzde hala sahnelenir. Çünkü oyunlarında yazdığı toplumsal sorunlara günümüzde de rastlanmaktadır.

* Eserlerinde siyasetçileri aşırı bir biçimde eleştirmiştir.

* Aristophanes sanatta demokrasinin ilk büyük sözcüsü olmuş, tiyatrosunun bütün işlevini yurt sorunlarına çevirmiş, gülmeyi demokrasinin en etkili eğitim aracı kılmayı bilmiştir.

Eserleri: Bilgelerin Şöleni, Babilonyalılar, Akharnalılar, Atlılar, Bulutlar, Eşek Arıları/Yargıçlar, Barış, Kuşlar 

 

 

Miguel de CERVANTES (1547-1616)

* Yoksul bir hekimin oğlu olan Cervantes’in serüvenlerle dolu bir yaşamı olmuştur.

* Yunanistan'da Lepanto Savaşı'nda (1571) yaralanınca, bir elini kullanamaz oldu. Bu yüzden ona, Lepanto'lu çolak da derler.

* Osmanlı Devleti ile yapılan İnebahtı deniz savaşında esir olarak alınmıştır. Cezayir'e köle olarak satıldı. Sonradan serbest bırakıldı ve Madrid'e döndü

* Madrid’e döndükten sonra “Don Kişot” romanını yazmıştır.

* Bu eserle modern romanın kuruluşu başlamış oldu.

* Bu kitapta Don Kişot adlı bir şahıs kendini şövalye zannedip uşağı Pança ile dünyadaki haksızlığı kaldırmak için yel değirmenlerine saldırır.

ESERLERİ: Don Kişot,  Galatea, Uyarıcı Hikâyeler, Cezayir' de Hayat, Parnassos'a Yolculuk.

 

 

Alighieri DANTE  (1265-1321)

* Rönesans’ın fikir babalarındandır. Ancak onu göremedi.

* Dante, sadece şair değil, aynı zamanda bir filozof, bir ilâhiyatçı, etkili bir politikacı ve papalarla krallara karşı çıkmış, coşkun bir kalem tartışmacısıdır.

* Daima güzelliğin ve doğrunun arayıcısı olmuştur.

* Aşk duygusu onda felsefi ahlâk ve din konularında araştırmaya dönüşür.

* Bilge biridir.

* En önemli eseri, İlahi Komedya’dır. İlâhi Komedya'da Dante, büyük Latin ozanı Vergilius eşliğinde, öteki dünyaya hayali bir gezi yapar. Bu güçlü ve yüce eser, hem bir hikâye, hem de insanlığın geçmişi üzerindeki düşünceleri içeren bir fesle-fe kitabıdır. Ve İtalyan edebiyatında, bir tür kutsal kitap, «kitaplar kitabı» sayılır.

Eserleri:

İlahi Komedya, Rime, Yeni Hayat, Halk Dilinde Belagat, Şölen, İlahi Komedya, Monarşi, Su ve Toprak Sorunu, Eklogalar, Şiirler, Çiçek, Aşk Şiiri.

 

Giovanni BOCCACIO  (1313-1375)

* İtalyan bir yazar ve şairdir.

* Floransalı bir bankacının; evlilik dışı bir ilişkisinden doğduğu iddia edilir.

* Studium'da hukuk eğitimi alır.

* Fransız edebiyatından etkilenir.

* Floransa'da büyümüş ve Dante'den esinlenmiştir.

* Dünyada küçük hikâye türünün ilk örneklerini yazmıştır.

* Hikâyelerinde insanoğlunun tüm yaşam koşullarını işlemiştir.

* En önemli eseri: Decameron dur. 10 gün boyunca bir araya gelerek birer öykü anlatan 10 kişilik bir arkadaş topluluğunun hikâyesini anlatır. Genelde aşk konulu, "kıssadan hisse" tarzında, erotizmden trajediye değişik türlerde Toplam yüz hikâye anlatılır. Yer yer hazırcevaplık, pratik şakalar, söz ustalıkları ve din gibi değişik konulara değinilir.

* Decameron eğlendirici ve edebi yönünün ötesinde, 14. yüzyıl batı hayat tarzını anlatan tarihi bir belge olarak büyük önem taşır.

Eserleri:     Teseidü, Filostrato, Decameron

 

Ludovico ARİOSTO   (1474-1533)

* Rönesans’ın önemli yazarlarındandır.

* En önemli eseri epik şiir olan Çılgın Orlando’dur.

* Eserin kahramanları ve olayları pek çok sanatçı tarafından tablo ve müzik eserlerinde kullanılmıştır.

* 1489-1494 yılları arasında Ferrara’da hukuk eğitimi alırken aynı zamanda da Gregorio da Spoleto'dan Latin ve Yunan dili ve edebiyatı dersleri almıştır.

 

Torquato TASSO   (1544 - 1595)

* Şair ve saray adamı Bernardo Tasso’nun oğludur.

* İlk olarak 1562’de yayınladığı Rinaldo adlı destanıyla adını duyurdu.

* En önemli eseri destansal şiir türündeki Kurtarılmış Kudüs’tür.

* Kurtarılmış Kudüs’te, Birinci Haçlı Seferi sırasında Kudüs’ ün Hıristiyanlarca alınışını konu eder. Ancak Tasso, bu eserinde tarihsel anlatıya romantik ve doğaüstü bölümler eklemiş, klasik destan kurallarını düş gücüyle kaynaştırmıştır.

* Tasso, uzun yıllarını verdiği yapıtı “Kurtarılmış Kudüs”ün klasik destan kurallarına uygunluğundan duyduğu kuşkularını dinsel inançlarından duyduğu kuşkular izledi. Korku ve paranoya sonucunda yargılanmak için Engizisyon’a başvurdu ve suçlu görülerek hapse atıldı.

* Hapisten çıktıktan sonra, bu kez Ferrara dükünün emriyle akıl hastanesine kondu. Burada kaldığı yedi yıl boyunca ara vermeden yazmayı sürdürdü.

* Yapılan eleştiriler ve kendisinin de duyduğu kuşkular sonucunda Tasso, 1592’de yapıtını yeniden ele almıştır.

* Şiddetli tutkuları, aşkı ve kadın kahramanlarını büyük bir ustalıkla dile getirir.

* Eserlerinde doğa ve masalsı yerlerle ilgili betimlemeleri, canlılık ve buluşlar açısından dikkat çekicidir.

Yusuf ALTINSOY / Türk Edebiyatı-Dil ve Anlatım Öğrt.          www.edebiyatname.com

 

 

Michel MONTAIGNE(1533-1592)

* Hukuk okudu.

* Bordeaux parlamentosunda danışman iken 1570'de görevinden ayrılarak şatosuna çekildi ve Denemeler adlı eserini yazdı. Ayrıca 1581-1585 arasında Bordeaux belediye başkanlığını görevini yürüttü.

* Deneme türünün babası sayılır.

* Özgür düşüncenin savunucusu olmuştur.

* Rönesans edebiyatının en önemli temsilcisidir.

* En önemli eseri: Denemeler’dir

* Denemeleri uzunlukları birbirinden çok farklı 107 bölümden oluşur.

* Denemeler’deki en ilgi çekici bölümler tutarsızlık, hırs konularıdır.

* Eserlerde Epikürcü (bireyin rahatının sağlanması ve korunması) bir ahlak anlayışı sergilenmiştir.

 

Pierre CORNEILLE   (1606-1684)

* Fransız tragedyasının babası sayılır.

* Babası gibi avukatlığı seçmiş, fakat çekingenliği yüzünden mesleğinde pek başarılı olamamıştır.

* Duygularıyla görevi arasında bocalayan insanın güç durumu, Corneille'in eserlerinde sık sık işlediği konulardandır.

* Edebiyata büyük tutkusu olan Corneille zevk için kendi kendine şiirler yazmaktaydı. 1636'da, Le Cid adlı manzum trajedisi olağanüstü ilgi gördü, eser büyük başarı kazandı.

ESERLERİ: Le Cid, Komik Aldanış, Horace, Cinna, Polyeucte, Yalancı, Rodogune, Sertorius, Medea, Le Menteur, The Death of Pompey, Oedipus, Attila.

 

Jean RACINE   (1639 - 1699)

* 17. yy. Fransız edebiyatının önde gelen şairlerinden ve trajedi yazarlarındandır.

* İyi bir eğitim görmüştür.

* Klasisizm akımının öncülerindendir.

* Yunanlı şair Euripides’ten etkilenen Racine, Fransız klâsik trajedisinin gelişmesinde büyük rol oynamıştır.

* 16. Louis döneminde saray tarihçiliği de yapmış olan Racine, eserlerinde Yunan mitolojisi, Filistin tarihi ve İngiliz saraylarından seçilmiş konulara yer vermiştir.

* Racine, Fransız klasik trajedisinin dramatik biçimini mükemmel hale getirmiş, üç birlik kuralına uygun, son derece başarılı psikolojik çözümlemeler ortaya koymuştur.

* Racine, eserlerinde genellikle tutkularına esir olmuş kişilere yer vermiştir. Bu yüzden oyunlarında kahraman yerine, genel insan tipleri vardır.

* Eserlerinde son derece doğal bir dil kullanır.

* Türk edebiyatında daha çok Tanzimat Dönemi'nde yaşayan Türk edebiyatçılar üzerinde ekili olmuştur.

* Tragedyaları ünlüdür.

* Andromague, İphigenle, Phedre en önemli eserleri sayılır.

 

MOLİERE  (1622-1673)

* Dünyanın en önemli komedi yazarlarındandır.

* Asıl adı Jean-Babtiste Poquelin'dir.

* Moliere, Klasisizmin temsilcilerindendir.

* Celermont Koleji'ndeki öğrenimini sırasında Yunan ve Latin yazarlarını okudu.

* 1643'de İllustre-Theatre topluluğunu kurdu. 1646'da topluluğu dağıldı.

* 1645-1658 arası gezici bir tiyatro topluluğu kurarak taşrada temsiller verdi.

* Eserlerinde Paris'in toplum hayatını yergici bir dille anlatan Moliere, dönemin ahlak anlayışını, ikiyüzlülükleri sergiledi.

* Eserlerinde Fransız toplumundaki tipleri, töreleri ve kurumları kendi tabii çevresi içinde işledi.

* Karakterlerini de hep günlük yaşamda kolaylıkla rastlanır tiplerden seçmiştir.

* O, bütün yanlışların, kusurların ve sorunların güldürü yoluyla düzeltilebileceğine inanmıştır.

* Moliere, insanın gülünç yönlerini ortaya koymaya çalışmışlardır.

* Moliere, kendi oyununu oynadığı sırada sahnede fenalık geçirerek seyircilerin gözü önünde hayatını kaybeder.

Eserleri:Cimri, Tartuffe, Hastalık Hastası, Gülünç Kibarlar, Kadınlar Mektebi, Kocalar Mektep, Zorla Evlenme, Kibarlık Budalası, Don Juan, Zoraki Tabip, Scapin'in Dolapları

 

Jean de La FONTAİNE   (1621-1695)

* Babası Orman ve Sular idaresi yöneticisidir. La Fontaine de ileride bu görevi yapmıştır. Bu görevi ona çok boş zaman bırakıyordu, ama buradan aldığı para geçimine yetmiyordu. O da bu yüzden edebiyata atıldı ve şiir, roman, hikâye, güldürü, opera yazdı.

* La Fontaine genellikle insanların, özellikle çağdaşlarının kusurlarını (kurnazlık, cimrilik, övüngenlik v.b.) daha iyi gülünçleştirmek için eserlerinde kişilerini hayvanlar arasından seçti.

* Sadece kişilerin değil toplumun gülünç yanlarını, haksızlıklarını da göz önüne serdi.

* Bütün gülünçlüğüne ve görünüşteki hafifliğine rağmen, eserinin büyük bir bölümü siyasal nitelik taşır. Bu yüzden 14. Louis, La Fontaine’yi Versailles Sarayı'na kabul etmemiştir.

* Saraya alınmamasına rağmen birçok yerden destek görmüş ömrünü zengin bir Protestan bankerin evinde tamamlamıştır.

* Fabl türünün en önemli temsilcisidir.

* La Fontaine Masalları birçok dünya diline çevrilmiştir.

Masalları: Ağustosböceği ile Karınca, Karga ile Tilki, Kurt ile Kuzu, Meşe ile Kamış, Toprak Çanak ve Demir Çanak, Aslan ile Fare, Tilki ile Üzüm, Altın Yumurtlayan Tavuk, Vebalılar, Sütçü Kız ile Süt Çanağı, Eskici ile Zengin.

 

Victor HUGO  (1802-1885)

* Bir generalin oğlu olan Victor Hugo çok genç yaşta şiir yaz-maya başladı. On beş yaşındayken Fransız Akademisi'nin şiir yarışmasında derece aldı.

* Romantizm akımına katıldı.

* Dünyanın en büyük romancılarındandır.

* Çok yönlü bir yazar olan V. Hugo, şiir, dram, roman türlerinde eser vermiştir.

* Yazılarında ruh hallerine en önemli yeri verir; garip, olağanüstü, yabansı, duygulandırıcı şeylere karşı ilgi gösterir.

* Avrupa'da birçok ülkeyi gezmiş, Avrupa’yı yakından tanımıştır.

* Politikaya atıldı. Milletvekili oldu. İmparatorluk rejimine karşı acımasız taşlama yazıları yazdı.

Bazı Eserleri: Şiirler: Doğulular, Cezalar, Dalıp Gitmeler, Müthiş Fil, Dede Olma Sanatı.

Tiyatro:Kral Eğleniyor, Lucreca Borgia, Ruy Blas, Burgrave.

Romanlar: Sefiller, İzlanda Han'ı, NotreDame'ın Kamburu, Deniz işçileri, Doksan Üç.

 

Honore de BALZAC   (1799-1850)

* 1799’da Tours şehrinde doğan yazar, ailesinin noter olmasını istemesine rağmen, kendisinin gözü yükseklerde olduğu için yazar olmayı ve büyük paralar kazanmayı düşünür.

* Dünyanın tanınmış en büyük romancılarındandır.

* Realizmin kurucularındandır.

* Balsac, hep evine kapanır, pek seyrek dışarı çıkardı. Akşam altıda yatar, kendisini gece yarısı uyandırmalarını tembih eder ve ertesi akşama kadar durmadan yazardı. Balzac böyle bazen günlerce, bazen haftalarca, kahve üstüne kahve içerek ve sabahlığına bürünerek çalışırdı. Bir süre sonra, bu yoğun çalışmanın verdiği yorgunluktan bitkin düşerek öldü. Asıl ününe ölümünden sonra kavuştu.

* Toplumun her katmanından kişileri eserlerinde işlemiştir.

* Balsac, çok geniş bir hayal gücüne ve gözlem yeteneğine sahip bir sanatçıdır.

* Balzac, çok çeşitli ve değişik insanlara rastlamış ve onların bütün davranışlarını derin bir anlayışla incelemiş; bu kişilerle coşkulu bir dünya yaratmıştır

* İnsanlık Komedyası adlı bir eserde bütün romanlarını toplamıştır. Bazılarını sonradan ayırmıştır.

Önemli Eserleri: Vadideki Zambak, Goriot Baba, Eugenie Grandet, Tours Papazı, Köylü İsyanı, Bette Abla, Otuz Yaşındaki Kadın, Köy Hekimi, Kibar Fahişelerin İhtişam ve Sefaleti, Kibar Fahişeler, Sönmüş Hayaller, İki Gelinin Hatıraları

 

Henri Beyle STENDHAL  (1793-1842)

* Grenoble'da doğan Stendal, kısa süreliğine de olsa orduya katılmıştır.

* Tiyatro ve felsefeyle ilgilenmiştir.

* Realist bir yazardır.

* Aşık olduğu bir kadının peşinden gittiği İtalya'da uzun yıllar kaldı ve buradayken yazı çalışmalarına başladı. 1827'de ilk romanı Armance'ı yayınlattı

* Stendal, eserlerinde psikolojiyi ön plana çıkarmıştır.

* Keskin gözlemleri, kişilik çözümlemeleri, sezgileri, süslemesiz sayılan üslubunun temel özelliği olan hareketle birleşince, Stendhal, en az kendi kişiliği kadar renkli yapıtlar sunabilmiştir.

* Hem muhafazakâr, hem liberal, hem yurtsever hem kozmopolit, hem taklitçi hem özgün, hem açık yürekli hem kapalı kişiliği, romanlarına da yansımıştır.

* Süssüz bir dil kullanmıştır.

Eserleri: Kırmızı ve Siyah, Parma Manastırı, Armance, Roma'da Gezintiler, Aşk Üzerine, Le Rouge et le Noir

 

Gustave FLAUBERT   (1821-1880)

* Rouen'de, hali vakti yerinde bir ailenin çocuğu olarak doğan Flaubert, özgürlük, şöhret ve özellikle aşk hülyaları kurmak-ta, Paris'te neşeli bir hayat sürmekteydi.

* 1844 yılından itibaren sara krizleri geçirmeğe başlayınca, dünyadan elini eteğini çekti, birkaç yıl keşiş gibi yaşadı ve kendini edebiyata verdi.

* 1857 yılında yazdığı Madam Bovary, ihtiraslı bir kadının hikâyesi anlatıldığı için, yazarın, edep ve ahlâka aykırı davranıştan dolayı ceza mahkemesine verilmesine yol açtı. Sonunda beraat etti.

* Flaubert, eserlerinde gerçeği dile getirmek istiyordu. Bu amaçla, çelişkilerle dolu, aşağılıklarına ve küçüklüklerine gömülmüş, hayal âleminde yaşayan kişileri günışığına çıkarıyordu.

* Eserlerinde küçük Fransız burjuvazisini anlatır ve kahramanlarının yaşantısını ve karakterini en ufak ayrıntısına kadar okuyucuya iletir.

* Realizmin en önemli temsilcilerindendir

* Kuvvetli bir üslubu vardır.

Önemli eserleri: Madam Bovary, Salambo, Duygusal Eğitim, Ermiş Antonlus, Üç Hikâye, Basmakalıp Fikirler Sözlüğü, Mektuplar

 

Guy de MAUPASSANT    (1850-1893)

* Bütün dünyada kısa öykü türünün belli başlı birkaç ustasından biridir.

* Maupassant'ın öykülerinde her türlü ortam ve bu ortama uygun tipler görülür. Normandiya köylülerini, Normandiyalı ya da Parisli küçük burjuvaları, büyük mülk sahiplerini ve memurları öykülerinde büyük bir ustalıkla anlattı.

* Sıradan insanları güçlü bir yalınlıkla işledi.

* Hikâye dalında kendine ait bir tarz oluşturmuştur.

* Gustave Flaubert onun koruyucusu, akıl danışmanı ve edebi-yat ve gazetecilik hayatının başlangıcında yön göstericisi olmuştur. Flaubert’ in yardımı ile Rus romancı Tourgueniev, Emile Zola ve birçok naturalist ve realist yazar ile tanışır.

* Yvetot’da gittiği din okulundan atılır.

* Maupassant, hayatta güven uyandıran her şeye çatar; Tanrıyı inkâr eder. Aldatmaca olarak kabul ettiği dine saldırır. Ona göre, evren, "kör ve bilinmez güçlerin zincirden boşanmasıdır".

* İlk öykülerinde, buruk ve alaylı bir konuşma gücünden kaynaklanan kuru bir anlatım görülür. Bu öykülerde, onun kavgacı niyetleri, dine, burjuva önyargılarına ve "kadına özgü kötü niyetliliğe" saldırma isteği sezilir.

* Öykülerinin özgünlüğü, bunların yapısından daha çok, memurların, burjuvaların ya da köylülerin yaşantılarının geçtiği birbirinden çok farklı ortamların, tiplerin ve geleneklerin "gerçek olarak tasvir edilmesi"nden ileri gelir.

* Yapıtlarının kişisel yaşamından birçok iz taşıması, Maupassant'ın öykü ve romanlarını birer "otobiyografi" ya da "günlük"müş gibi ele alınmasına yol açmıştır.

* Yapıtlarında biçem, gözlem, içerik ve derinlik büyük bir uyum ve doğallıkla yer alır.

* 1892 yılında yakalandığı sifilis hastalığının da etkisiyle aklını kaybeder ve intihar girişiminde bulunur. Bunun ardında Paris’de bulunan Dr Blanche tıp kliniğine kaldırılır ve 43. yaş gününden bir ay önce, 6 Temmuz 1893 tarihinde burada hayata gözlerini yumar.

 

Charles BAUDELAİRE  (1921-1876)

* 19. yüzyılın en önemli Fransız şairlerindendir.

* 1821’de Paris'te doğdu. Mutsuz bir çocukluk geçirdi. Babası 1827'de öldü. 1839'da okuduğu okuldan disiplinsizlik yüzünden atıldı. Hukuk öğrenimi görmeye zorlanan Baudelaire, buna başkaldırarak Quartier Latin'de bohem bir hayatı seçti.

* Genç yaşta frengiye yakalanan sanatçı hayatının sonlarına doğru felç oldu ve genç yaşta, 46 yaşında öldü.

* Şiirlerinde kusursuz bir biçim sunmuştur.

* En önemli eseri olan Kötülük Çiçekleri’ni 1846’da, Yapay Cennetleri 1860’ta yazdı.

* Rimbaud'dan Mallarme'ye, Yahya Kemal ve Cahit Sıtkı Tarancı'ya kadar pek çok şairi etkilemiştir.

* Gerek klasik geleneğe, gerekse egemen çağdaş zihniyetlere karşı isyanı ve gerçekliğe kafa tuttuğu imgelemi, zamanında şiirlerinin yasaklanmasına kadar varan düşmanlıklar uyandırır. Sonradan bu başkaldırı ve imgelem, avangard sanat ve edebiyatın çekirdeğini oluşturacaktır.

Eserleri: Kötülük Çiçekleri, Yapay Cennetleri, Çırılçıplak Soyulan Yüreğim, Paris Sıkıntısı, Enkaz (Yıkım), Albatros, Alıp Götüren Koku, Âşıkların Ölümü, Balkon, Çalar Saat,  Düşman,  Gönüllü Ölü, Yoksulların Ölümü

 

Jules VERNE  (1828-1905)

* Gençlik edebiyatının önemli bir ustası, kurgubilimin büyük öncüsüdür.

* Jules Verne, milyonlarca basılan ve 80 ülkede çevrilerek yayımlanan pek çok eser yazdı.  (63 roman, 18 hikâye)

* Çok küçük yaşlarda denize ve gemilere büyük ilgi duymağa başladı. On bir yaşındayken evden kaçtı ve Hindistan'a giden bir gemiye miço olarak girdi. Ailesi daha ilk limanda onu yakalamayı başardı ve küçük Jules Verne «bundan böyle yalnız rüyasında yolculuk yapacağına» söz verdi.

* Hukuk öğrenimi yapmak üzere gönderildiği Paris'te durup dinlenmeden okuyan Jules Verne, Shakespeare'i, Daniel Defoe ve Edgar Poe gibi İngiliz yazarlarını öğrendi; coğrafyacılar, kâşifler ve ünlü yazarlarla tanıştı.

* Bir bilgin olmadığı halde, 19. yy.ın icatlarına ve keşiflerine karşı ilgi duyar, bütün bunları basit ve canlı bir anlatımla eserlerinde verir.

* Jules Verne, bilimsel romanlarına çoğu zaman fantastik bir boyut kazandırmıştır. Bu romanların korku ve sıkıntı veren havası, yazarın zaman zaman esinlendiği Edgar Poe'nun hikâyelerini anımsatır.

* Jules Verne, kişilerini yalınlaştırarak uluslara özgü birtakım «karakteristik» çizgilerle tanıtmasına, ırkçılık gibi bazı önyargılara saplanmasına, hattâ eserlerindeki buluşlardan çoğunun bugünün okuyucusu için olağan şeyler sayılmasına rağmen, gene de büyük bir hikayeci olarak değerini korur.

Eserleri: Yer'in Merkezine Yolculuk, Ay'a Yolculuk, Kaptan Grant'ın Çocukları, Deniz Altında Yirmi Bin Fersah, Esrarengiz Ada, Seksen Günde Devriâlem, Michel Strogoff, Begüm'ün Beş Yüz Milyonu, Fatih Robur.

 

Paul VERLAİNE   (1844-1896)

*  Metz şehrinde doğan ve bir subayın oğlu olan Verlaine, öğrenimini Paris'te yapmış, sonra belediyede memur olarak çalışmıştır.

* Yirmi bir yaşındayken şiirlerini ve Baudelaire üstüne bir inceleme-sini yayımladı.

* 1866'da, sanatçının huzursuz iç dünyasını ve duygusallığını ortaya koyan Poemes Saturniens adlı kitabı çıktı.

* Sıkıntı ve bunalım içindeki şair kendini içkiye vererek, sık sık çılgınlık nöbetleri geçirmiştir.

* 1870'te, Verlaine için sevginin ve huzur dolu bir yaşamın en büyük umudu olan, «ışıktan bir varlık» diye nitelediği Mathilde Maute ile evlenmesi, şairin ruhundaki huzursuzluk ve bunalımı biraz olsun yatıştırdı.

* Rimbaud ile tanıştı. Onunla birlikte birçok yolculuk yaptı. Bu yolculuğu “Sözsüz Romanlar” adlı eserinde anlattı.

* Dostum dediği Rimbaud’a bir gün tabancayla ateş etmiş ve bu yüzden de iki yıl hapis cezasına çarptırılmıştır. Bu olay sanatçının hayatını yeniden altüst etmiştir.

* Tekrar bunalımlı günler yaşayan Verlaine, dinini değiştirdi, kendini düzenli, namuslu ve dindar bir hayat yaşamağa zorladı, fakat bir süre sonra unutulmuşluk, serserilik ve yoksulluk yakasına yapışmakta gecikmedi.

* Verlaine, dünya zevklerine dönük, basit ve tertemiz bir mutluluğun özlemini şiirlerinde dile getirir.

* Verlaine, “Şiir Sanatı” adlı kitabında «Her şeyden önce müzik» anlayışıyla şiirlerini yazmıştır.

Bazı Eserleri: Şenlikli Bayramlar, Mutlu Şarkı, Bilgelik, Bir Zamanlar ve Geçenlerde, Hapiste Geçen Yıllarım.

 

VOLTAİRE    (1694-1778)

* Asıl adı François Marie Arouet’tir. Fakat daha çok mahlası «Voltaire» olarak tanınmıştır.

* Parisli zengin bir noterin oğlu olan Voltaire, Rejans devrinin yük-sek sosyetesine şiirleri ve yeteneğiyle kendini kabul ettirerek kısa sürede üne kavuştu.

* Voltarie, asi yaradılışı ve krallık rejimine karşı oluşu yüzünden önce Bastille'e hapsedilmiş, sonra da İngiltere'ye sürülmüştür.

* Adalet anlayışı, özgürlüğe ve doğruya olan düşkünlüğü, kalem tartışmalarına yatkınlığı Voltaire'i, eski krallık rejiminin yolsuzluk ve ayrıcalıklarına, din adamlarının bağnazlığına, tutuculuğuna ve her alandaki hoşgörüsüzlüğe karşı savaşan düşünürler safına itti.

* Voltaire’nin gitgide daha sert ve sataşıcı olmağa başlayan eserleri parlak zekâsını ve alaycı üslûbunu yansıtır.

* Voltaire ölünceye kadar önyargılara karşı savaşmış, adlî hataların kurbanı olan suçsuz insanların yeniden topluma kazandırılıp saygınlığa kavuşturulmasını savunmuştur.

Eserleri:    Şiirler: Henriade, Lizbon Felâketi Üstüne Şiir.

Trajediler: Zaire, Sezar'ın Ölümü, Merope.

Hikâyeler: Zadig, Candide, Micromegas.

Tarih: İnsan Üstüne İnceleme, Louis XIV Devri,Töreler Üstüne Deneme.

Felsefe: Felsefe Mektupları, Felsefe Sözlüğü, Hoşgörü Üstüne İnceleme.

 

Alexandre DUMAS   (1802-1870)

* Santa-Domingo Adası'ndan bir melezin oğlu olan Alexandre Dumas, Villers-Cotterets'de doğdu.

* Portrelerinden, iriyarı, sağlık dolu, gözlerinden zekâ fışkıran, neşeli bir adam olduğu anlaşılıyor. Hayatı ve eserleri de bu portrelere tıpatıp uymaktadır.

* Önce oyunları daha sonra tarihsel romanlarıyla büyük ün kazanmıştır.

* Dumas çok geniş ve yaratıcı bir hayal gücüne sahiptir.

* Konularını aldığı tarih, tam ona uygun bir alandır.

* Dumas, yepyeni kahramanlar da yaratabilecek güçteydi: Sözgelimi Monte Kristo Kontu, tamamen hayali bir kahramandır.

* Dumas, tarihten esinlenmekle yetinmiyor, onu, inanılmaz bir hızla kaleme alırken, olağanüstü hayal gücüyle âdeta yeniden yazıyordu.

* Romanlarındaki kahramanlarında iyi-kötü ayrımı oldukça belirgindir.

* Dumas'ın, açık yürekli, kimi zaman pek inandırıcı olmayan bir üslupla kendi olağanüstü yaşamındaki olayları aktardığı Anılar adlı yapıtı romantik dönem Fransız edebiyat yaşamına ışık tutar.

* Ölümünden yüz yıl sonra, kişileri hâlâ canlıdır ve serüvenleri, gençleri de, gençliğini az çok yitirmiş olanları da heyecanla sürüklemeğe devam etmektedir.

* Dumas'ın Üç Silâhşörler, Yirmi Yıl Sonra ve Bragelonne Vikontu gibi  300 kadar romana ve tiyatro eseri vardır.

Bazı Eserleri: Siyah Lale, Beyaz Lale, Üç Silâhşörler, Monte Kristo Kontu, Kamelyalı Kadın.

 

Alphonse DAUDET  (1840-1897)

* Naturalizm akımının temsilcisidir.

* Sapho, Değirmenimden Mektuplar eserleriyle ünlüdür. Ayrıca Jack diye ünlü bir dünya klasiği vardır.

* Alphonse Daudet, Nimes'de bir tüccar ailenin çocuğuydu.

* Oldukça avare bir gençlik döneminden sonra ailenin iflâsıyla on beş yaşında öğrenimini yarıda bırakmak zorunda kaldı.

* 1858 yılında yayımladığı bir şiir derlemesi. Sevdalı Kadınlar, onu edebiyat çevrelerine tanıttı.

* Asıl başarıya, güneydeki gençliğinin ve başkente gelişinin hikâyesi olan Küçük Şey (1868) ve özellikle Provence yöre-sini sade bir dille canlandıran eğlendirici masallar derlemesi olan Değirmenimden Mektuplar (1869) ile kavuştu.

* Taraskon'lu Tartarin, Tartarin Alpler'de, Taraskon Savunması ve Taraskon Limanı ile, Daudet muziplik ve canlılık dolu bir küçük taşra dünyası yaratmıştır. Böylelikle, karikatüre yakın gülünç bir güney folklorunun doğmasına katkıda bulunmuş oldu.

Eserleri: Değirmenimden mektuplar, Sürgündeki Krallar, Numa Roubestan, Tartarin Alplerde, Ölümsüz, Taraskon Limanı, Küçük Cemaat, Evin Direği, Bir Edebiyatçının Hatıraları, Paris’te 30 Yıl, Şehirli Kızı

 

Jean-Jacques ROUSSEAU     (1712-1778)

* Fransız yazarı ve filozofudur.

* Fransız asıllı bir Protestan aile­den gelen Rousseau, Cenevre'de doğ-du. Annesi onu doğururken ölmüştü; babası tarafından terk edilince de, serüven dolu bir hayat sürdükten sonra Madame de Warens' in himayesine girdi ve o zaman Katolik oldu.

* 1750'de ilimler ve Sanatlar Hakkında Nutuk ile ansızın ün kazandı.

*  Coşkulu ve idealist bir yaradılışa sahip olan Rousseau, insanın doğal olarak iyi olduğunu, ama bu iyiliğin toplum tarafından bozulduğunu savunur.

* Ona göre, eşitsizlikleri orta­dan kaldırmak için doğaya olabildiğince yaklaşmak gerekir.

* Rousseau ideal toplumu ailenin çevresinde tasarlar.

* Emile ve Toplum Sözleşmesi'nde öne sürdüğü düşünceler, Fransız Devrimi sırasında, özellikle onun doğal ve sivil din kuramını, «yüce yaratık» inanışına hazırlamak üzere uyarlayan Robespierre tarafından ele alınacaktır.

* Rousseau, Fransız edebiyatının temalarını yenilemiş ve romantizmin habercisi olmuştur.

Eserleri: Toplum Sözleşmesi, İtiraflar, Bilimler ve Sanatlar Üzerine Konuşma, İnsanlar Arasındaki Eşitsizliğin Temeli ve Kökenleri, Emile ya da Eğiti­me Dair, Yalnız Gezenin Düşleri

 

  

Johann Wolfgang von GOETHE (1749-1832)

 * Goethe, Alman şairi ve yazarıdır.

 * Krallık danışmanının oğlu olarak Frankfurt'ta doğan Goethe, çok rahat ve sıkıntısız bir çocukluk dönemi geçirdi.

 * Goethe tıpkı soyluların çocukları gibi iyi bir eğitim gördü.

 * Hukukçu olmasını isteyen babasının ısrarları üzerine hukuk doktorası yaptı. Fakat danışman olarak Weimar prensinin himayesine girince hukuk mesleğini bırakıp bütün zamanını yolculuğa ve yazı yazmağa ayırdı.

 * Olağanüstü bir zekânın ve inanılmaz bir hayal gücünün ürünleri olan romanlar, bilimsel denemeler, şiirler, tiyatro oyunları gibi güçlü eserler verdiği için Goethe’nin bir çeşit tanrı olduğunu söyleyenler çıkmıştır.

 * Genç Werther'in Acıları adlı eserinde acı çeken bir sevgilinin ruh durumlarını anlatır. Bu kitap, halkın, bunun bir hayal ürünü değil, yazarın itirafları olduğunu öğrenmesi üzerine, gençlere kötü örnek oldu.

 * Çağının bu en çok satan eserindeki romantizm ve ihtiras, aydın Alman gençliğini derinden etkilemişti; karşılıksız bir aşka tutulmuş pek çok genç, tıpkı Werther gibi intihar etti.

 * Şiir, tiyatro, roman dallarında eser vermiştir.

 * Romantizmin kurucularındandır.

 * Lirik şiirler yazmıştır.

 Eserleri: Faust, Genç Warter’in Istırapları, Roma Elejileri, Göfz von Berlichingen, Egmont, Roma Ağıtları, Wilhelm Meister'in Çıraklık Yılları, Ruh Yakınlıkları, Doğu-Batı Divanı, Şiir ve Gerçek.

  

J. C. Friedrich SCHİLLER   (1759-1805)

 * Romantizmin temsilcilerindendir.

 * Almanya'da romantik felsefe akımının önemli düşünürü, şair, oyun yazarı ve tarihçisidir.

 * Özellikle sanat ve eğitim konusundaki görüşleriyle haklı bir ün kazanmıştır. 1795’te yayınlanan İnsanın Estetik Eğitimi Üzerine Mektuplar adlı eseri bu doğrultuda yazılmıştır.

 * Schiller, insanda iki temel dürtünün bulunduğunu söyler. Bunlardan birincisi, her zaman değişme için bastıran duyumsal dürtü, diğeri de birlik ve süreklilik arayan formel dürtü. Bu ikisi arasında kurulmak istenen uyum, Schiller'e göre, üçüncü bir dürtü aracılığıyla sağlanabilir. Bu da, oyun dürtüsüdür. Söz konusu oyun dürtüsü, filozofa göre, sanatta ortaya çıkar.

 * Schiller’e göre insan güzeli temaşa ederken, ruh bir yandan ahlak yasası diğer yandan da fiziki zorunluluk arasında mutlu bir ortam meydana getirebilir.

 * Schiller'in oyunları alman tiyatrosunun standart repertuarında yer almaktadır

 * Balatları en sevilen alman şiirlerinin arasında yer alır.

 * En önemli eserleri: Wilhem Tell, Don Carlos, Haydutlar, Maria Stuart ‘tır.

  

  

William SHAKESPEARE (1564 – 1616)

 * İngiliz tiyatro yazarı ve şairidir.

 * Dünyanın en büyük tiyatro yazarlarındandır.

 * Başkalarının yazdığı oyunları düzelterek oyun yazarlığına ilk adı-mını atıp, kısa süre sonra kendi oyunlarını yazmıştır.

 * Komedi ve dram türlerinde eser vermiştir.

 * Eserlerinde nazım ve nesir karışık kullanılmıştır.

 * Ilk uzun şiiri “Venüs ile Adonis” ve “Lucretia'nın Kaçırılışı”dır ve bunların dışında çok büyük bir yaratıcı anlatım özellikleri taşıyan, sanat ve yaşama ilişkin felsefesinin, duygularının, kuşkularının ve insan olarak tutkularının anlaşılmasında anahtar görevi yapan 154 sone yazmıştır.

 * Büyüleyici, zengin ve yüce dili nedeniyle oyunlarına "şiirsel dramalar'' diyenler de olmuştur.

 * Shakespeare, aşağılık şeyleri ve soylu şeyleri, masumluğu ve vahşiliği, komik olayları ve çok ciddi olayları gözler önüne sermeyi, günlük olaylardan alışılmamış olaylara rahatça geçmeyi bilmiştir.

 * Halktan olsun, soylu sınıftan olsun, bütün insan ve toplum tiplerini gözler önüne sermeyi başarmıştır.

 * Yazar, bireysel, toplumsal düzeydeki ahlak sorunlarıyla ilgilenir.

 * Shakespeare'in yapıtları üç grupta toplanabilir: Tarihsel dramlar, komediler, trajediler.

 * Komedilerinde, hem olağanüstü bir mizah duygusu ortaya koymuş, hem de insanların kusurlarını gözler önüne sermiştir.

 * Romeo ve Jüliet, Hamlet, Macbeth, Othello, Kral Lear dramlarından biridir.

 * Venedik Taciri, Yanlışlıklar Komedyası, Vindsor’lu Şen Kadınlar komedilerinden bazılarıdır.

 * Shakespeare'e göre, dayanılmaz tutkular insanları korkunç olaylara sürüklerken bundan yalnız insan değil toplum da etkilenir.

 Eserleri: Romeo ile Jülyet, Jül Sezar, Hamlet, Othello , Macbeth, Kral Lear, Coriolanus, Venedik Taciri, Yanlışlıklar Komedyası, Vindsor’lu Şen Kadınlar

  

John MİLTON  (1608 – 1674)

 * İngiliz Edebiyatı' nın 17. yüzyıldaki en büyük şairidir.

 * Tasvir ve ruh çözümlemelerini oldukça ustaca kullanmıştır.

 * En önemli eseri: Kaybolmuş Cennet’tir.

 * Doktorlar tarafından görme duyusunu kaybedebileceği uyarılarına rağmen yazmaya devam ettiği için 43 yaşında görme duyusunu kaybetmiştir. Daha sonra üç şiir yazar: Kaybolan Cennet, Yeniden Kazanılan Cennet, Samson Agonistes.

 * Matematik, müzik, felsefe alanında çalışmıştır.

 * Puritanizmin propagandasını yaptığı eserleriyle, düşünce ve basın özgürlüğünü savunduğu Areopagitica'sı önemli eserlerdir.

  

Daniel DEFOE   (1660-1731)

 * İngiliz romancı ve gazetecidir.

 * 1660 yılında Londra’da doğdu. Çeşitli güçlükler ve tehlikelerle dolu bir yaşam geçirdi.

 * Maceracı bir kimliğe sahiptir

 * Din eğitimi görmüştür

 * 1685’te İngiltere kralı II. James’e karşı ayaklanmaya katıldı.

 * Yayımladığı siyasal yergi kitapçıklarındaki sert tutumu yüzünden birçok kez hapse girdi. 2 yıl hapis yattı.

 * En önemli eseri Robinson Crusoe’dir. Robinson Crusoe'yu 60 yaş dolaylarında yazdı. Defoe'ya büyük ün kazandıran bu eserde, Robinson Crusoe'nun, bindiği gemi batınca ıssız bir adaya çıkarak orada 28 yıl tek başına yaşama mücadelesi verişini ve kendisine güvenen kişinin her güçlüğü yeneceğini anlatır.

 Eserleri: Robinson Crusoe, Robinson Crusoe’nun Yeni Serüvenleri,  Veba Yılı Günlüğü, Albay Jack, Yosma, Moll Flanders, Roxana

  

Charles DİCKENS (1812-1870)

 * İngiliz romancısı Charles Dickens babasının maddi durumu iyi olmadığı için on iki yaşında geldiği Londra’da bir cila fabrikasında çalışmak zorunda kaldı. O zaman açlığı da, yoksulluğu da, sanayi çağının başlangıcında, işçilerin çetin hayat koşullarını da tanıdı. Bu konuları eserlerinde sürekli olarak işledi.

 * Gazeteciliği öğrendi.

 * İlk skeçlerini hiciv dergilerinde yayımladı.

 * Dickens, Mister Pickvoick gibi garip ve ilgi çekici bir kişi yarattı, Oliver Twist'in ve Nicholas Nickleby'nin serüvenlerini anlattı, daha sonra da duygulu başeserini, David Copperfield'i yazdı.

 * Victoria çağı toplumunun tanığı olan Dickens, kitaplarıyla, çok küçük yaştan itibaren çalıştırılmağa başlayan ve sömürülen çocukların korkunç yoksulluğuna dikkati çekmeyi başarmıştır.

 Eserleri: Bay Pikvik'in Maceraları, Oliver Twist, Nicholas Nickelby, Antikacı Dükkanı, Bir Noel Şarkısı, Martin Chuzzlewit, David Copperfield, Kasvetli Ev, Zor Yıllar, İki Şehrin Hikayesi, Büyük Umutlar, Müşterek Dostumuz

  

Jonathan SWİFT (1667-1745)

 * Swift, İngiliz edebiyatının büyük hiciv ustasıdır.

 * Anne ve babası İngiliz kökenli olan sanatçı 1667'de İrlanda'nın Dublin kentinde doğdu. Zengin bir aileden gelen yazar babasını küçük yaşta kaybetmesine rağmen,  çok iyi bir eğitim almıştır.

 * Siyaset, din ve edebiyat alanlarında giriştiği polemiklerde etkili olmuştur.

 * İrlanda'nın sorunları üzerinde çalışmış ve çeşitli yazılar yazmıştır. İngiltere'nin baskıcı politikalarına karşı yaptığı mücadelesinde bir-biri ardına çıkardığı siyasi broşürlerle İrlanda’da ulusal bir kahramana dönüştü.

 * Toplum içindeki aksaklıkları işlemiştir.

 * 1726 yılında tamamladığı "Gulliver'in Gezileri" ile de tüm zamanlara yayılan bir ün kazandı.

 * Swift'in ele aldığı temalar, insanların bencilliği, kabalığı, siyasetin ikiyüzlülüğü, siyasetçilerin çıkarcılığı ve budalalığı, yönetenlerin zulmü ve şiddetidir.

 * Anlatı üslubunun mizahı olması ve anlatılanların hayaliliğinin hiç saklanmayışı, Swift'in yergisini keskinleştirirken, hikayenin arkasındaki umutsuzluğu daha da arttırır.

 * Yaşamının son yıllarını beynindeki ur yüzünden kör ve sağır olarak geçirmiştir.

 Eserleri: Gulliver'in Gezileri, Kitapları Savaşı, Bir Fıçının Öyküsü, Kumaşçının Mektupları. 

Yusuf ALTINSOY / Türk Edebiyatı-Dil ve Anlatım Öğrt.          www.edebiyatname.com

  

  

F. Mihayloviç DOSTOYEVSKİ (1821–1881)

 * Tüm dünyanın tanıdığı en büyük romancılarındandır.

 * İnsanın en gizli kalmış yönlerini erişilmez bir saydamlıkla ortaya çıkaran evrensel dahi olarak bilinir.

 * Nefret ettiği, ayyaş, kaba ve cimri bir doktorun oğlu olan yazar, Moskova'da doğmuş ve ömür boyu gerek vücutça, gerek ruhça ıstırap çekmişti. Sık sık, şiddetli sinir nö­betleri geçirdi.

 * Aşırı duyarlı, gururlu ve öfkeli olan Dostoyevski, yapayalnız ve yoksulluk içinde yaşadı.

 * Çarlık polisin­ce tutuklandı, ölüme mahkûm edil­di, ama son anda bağışlanarak Sibirya'ya kürek cezasına gönderil­di. Dönüşte, hastalandı; üstelik karısının ve kardeşi­nin ölümüyle de çok sarsılmıştı.

 * Alacaklılarından kaçmak için yurt dı­şına gitti. Gece gündüz çalışarak, en büyük başeserlerini işte o zaman yaz­dı. Rusya'ya dönüşünde nihayet başa­rıya ulaşmıştı.

 * Romanları, hayatının bir yansımasıdır.

 * Eserlerinde iki dünya savaşı arasında yaşayan bir kuşağı rahatsız eden ahlaksal, dinsel, siyasal konuları etkileyici bir dil ve ustalıkla dile getirmiştir.

 * Romanlarındaki iyilikle kötülük arasında kalmış is­yancı kahramanlar, kendisi gibi hep gerçeği ve zihin huzurunu arar.

 * Roman kahramanları genellikle kötü yaşam koşullarında yaşayan insanlardır.

 * Gözlemlerinin keskinliği, ayrıntılara verdiği önem, karmakarışık yaşamından çıkardığı sağlam karakterleri ve roman kurgulamadaki ustalığıyla Avrupa'da ve ülkesinde kendisinden sonra gelen hemen tüm yazarlar üzerinde etkili oldu.

 * Hıristiyan inancının sorunlarıyla tasalanmış ve aklındaki “Tanrı var mı?” sorusuna cevap aramıştır.

 * Derin bir insan sevgisi vardır.

 * Yoksul insanların hayat koşullarını işlemiştir.

 * Batılı ülkelerin edebiyat ve düşünce yaşamında önemli bir rol oynamıştır. Birçok aydın kendisini Varoluşçuluk akımının temel kaynaklarından biri sayar.

 Eserleri:  Suç ve Ceza, Ölü Bir Evden Hatıralar, Budala, Karamazov Kardeşler, Delikanlı, Ebedi Koca, Ecinniler, Kumarbaz, Ezilenler, Yer Altından Notlar en tanınan eserleridir.

  

Lev TOLSTOY  (1828–1910)

 * Edebiyat dünyasının en usta kalemlerindendir.

 * Zengin bir toprak sahibinin oğlu olan Tolstoy, Kırım'da savaştıktan ve Avrupa'nın çeşitli ülkelerini dolaştıktan sonra Rusya' ya dönmüş ve hayatı boyunca özgürlük için uğraşmıştır.

 * Şiddete, zorbalığa karşı çıkan Tolstoy,  hep toprak mülkiyetinin kaldırılmasından yana olmuştur.

 * Sonya Bers ile evliliğinden on üç çocuğu oldu.

 * Napolyon I savaşları sırasında Rusya'daki hayatı anlatan Savaş ve Barış adlı eseri büyük başarı kazandı.

 * Ailesinin karşı koymasına rağmen malını mülkünü bırakarak ruh huzurunu manastır hayatında ve el çalışmalarında aramadı.

 * Diriliş adlı romanının kilise tarafından suçlanması aydın gençler arasında yazarın ününü daha da arttırdı.

 * Kuvvetli ve bilge bir üslubu vardır.

 Eserleri: Savaş ve Barış, Hacı Murat, Anna Karanina, Yaşayan Ölü, İvan İliç’in Ölümü, Ölümden Sonra Dirilme, Bir Hayatın Dönemleri, Kazaklar, Karanlığın Kudreti, İtiraf, Kröyçer Sonat en önemli eserleridir.

  

Aleksandr Sergeyeviç PUŞKİN (1799-1837)

 * Soylu bir ailenin çocuğudur

 * Puşkin’in annesi ve babası çok kültürlü ve aynı zamanda gösteriş düşkünü insanlardır. Zamanlarının çoğunu balolarda geçirdikleri için Puşkin, anne ve baba şefkatinden uzak bir çocuk olarak büyür.

 * Çok iyi bir eğitim alır. Daha on bir yaşındayken Fransız şiirler ve komediler yazmaya başlar.

 * Evlerine dönemin birçok tanınmış sanatçısı gelmesine rağmen Puşkin’i daha çok yaşlı dadısı Arina’nın anlattıkları, Puşkin’in çocukluk ruhunda silinmez izler bırakacaktır.

 * Puşkin’in yazdığı ve birçoğunun yasaklandığı özgürlükçü şiirleri ve taşlamaları dilden dile dolaşır. Rus edebiyatı tarihinde şiir, ilk kez olarak, herkes üzerinde hayranlık uyandırır ve yeni doğan ve adeta üzerine titrenen bir çocuk gibi coşku ile büyümeye başlar.

 * O, gerçeği duyumsar, gerçeğin içinden gelir ve onu, olduğu gibi anlatmayı ister.

 * Yazdığın her şey çar tarafından sansüre uğrayan Puşkin için polis baskınları ve aşk serüvenleri yaşamının ayrılmaz parçaları olur.

 * Bir baloda tanıştığı Natalya’nın şairin evlenme teklifini belirsiz bir tarihte cevaplanmak üzere ertelemesi üzerine umutsuzluğa kapılır ve 1829’da, bir gözlemci olarak Rus ordusuna katılır ve Osmanlı topraklarına gelir. Hatta bu sırada “Erzurum Yolculuğu” adlı şiirinde yol izlenimlerini anlatır.

 * Bir Fransız delikanlısının bayan Natalya’ya kur yaptığını, bayan Natalya’nın da kayıtsız kalmadığını öğrenen Puşkin bu duruma çok üzülür ve Fransız genci düelloya çağırır. Bu düello Puşkin’in ölümüne neden olur.

 * Puşkin, klasik Batı edebiyatını ve Rus halk ruhunu sentezleyerek, Rus Edebiyatı’nda “gerçekçilik akımı”nı başlatan liderdir.

 * Puşkin romantizmin temsilcilerindendir.

 Önemli eserleri: Kafkas Esiri, Yüzbaşının Kızı, Çingeneler, Maça Kızı, Bahçesaray Çeşmesi, Peygamber, Boris Godunov, Küçük Trajediler, Papaz ve uşağı Balda'nın hikayesi, İvan Petroviç Belkin'in hikayesi, Atış, Kar Fırtınası, Cenazeci, Menzil Müdürü ve Bey'in Kızı, Çar Saltan Masalı, Prenses ve 7 Kahraman, Altın Horoz, Balıkçı ve Altın Balığın Hikayesi, Bronz Süvari, Kırcali, Şövalye Hikayeleri, Mısır Geceleri, Haydut Kardeşler, Kış akşamı

  

İvan Sergeyeviç TURGENYEV  (1818–1883)

 * Turgenev özel okullarda eğitim görüp, özel öğretmenlerden dersler alır. Henüz bir çocukken; Almanca, İngilizce ve Fransızca'yı anadili gibi konuşmaya başlar. Daha snra Moskova ve Petersburg üniversitelerinde okur. Felsefe fakültesini iyi derecede bitirir.

 * Petersburg Üniversitesi profesörlük sınavını kazanır.

 * Realist bir yazardır.

 * Tarih, klasik filoloji dallarında çalışmalar yapar, Yunanca ve Latince öğrenir.

 * Edebiyat dünyasına damgasını vuran ve Nihilizm'in (Hiççilik) temel taşı varsayılan Babalar ve Oğullar romanının kahramanı Bazarov'un kişiliğinde ifade bulmuştur.

 * Onu üne kavuşturan ilk yapıtı "Bir avcının notları" adını taşıyan dizidir. 25 kitaptan oluşan bu  öykülerin konuları; toprak ağası ve köylünün yaşayışı, içinde bulunduğu koşullardır.

 Eserleri: Bir Avcının Notları, Babalar ve Oğullar, Rudin, Taşralı Kadın, Asilzade Yuvası, Arefe, Tuğbay, Ham Toprak, Duman, Bozkırda Bir Kral Lear, İlk Aşk

  

Maksim Gorki(1868–1936)

 * Asıl adı Aleksey Maksimoviç Peşkov’dur. Halkının yoksulluğunu derinden duyan yazar, Rusça «acı» anlamına gelen Gorki takma adını almıştır. Böylece tüm Rusya’da ve dünyada Maksim Gorki olarak tanınmıştır.

* Gerçekçi ve toplumcu Rus edebiyatının kurucusu sayılır.

* On yaşında öksüz kalınca hayatını kazanmak için kunduracılık, fırıncılık, hamallık, gece bekçiliği yaptı, gençlik yıllarında başıboş ve sefil bir hayat sürdü.

* Gündüzleri çalışmış, geceleri kendini yetiştirmek için durmadan okumuştur

* Yazdığı romanlar ve tiyatro oyunları ona dünya çapında ün sağladı.

* Toplumsal haksızlıklara başkaldıran Gorki, Marx'çı kuramları benimsemiştir.

* Eserlerinin çoğunda ezilen halkın yoksulluğunu ve yavaş yavaş gelişerek Ekim Devrimi'yle sonuçlanan siyasal bilinçlenmeyi anlattı.

* Gorki, ölünceye kadar, özgür bir insan olarak yaşamayı her şeyin üstünde tutmuştur.

Eserleri:

Romanlar: Foma, Ana, Halk Düşmanı, Matveya Kojemyakin, Klim Samgin'in Hayatı, Artamonovlar, Küçük Burjuvalar, Arkadaş, Fırtınanın Habercisi, Çocukluğum, Üçler, Soytarı,  Ekmek İşçileri, İki Kafadar.

Hikayeler: Yirmi Altı Erkek ve Bir Kız, İtalya Hikayeleri

Otobiyografiler: Çocukluğum, Ekmeğimi Kazanırken, Benim Üniversitelerim.

Tiyatro oyunları: Ayak Takımı Arasında, Küçük Burjuvalar. 

Yusuf ALTINSOY / Türk Edebiyatı-Dil ve Anlatım Öğrt.          www.edebiyatname.com

  

 

MARK TWAİN (1835–910)

 * Amerikan mizahçı, satirist, roman yazarı, yazar ve öğretmendir.

 * Döneminin en önemli Amerikan ünlüsüdür ve çok geniş bir hayran kitlesine sahiptir.

 * Bazı Amerikan yazarlar Mark Twain için, "İlk gerçek Amerikan yazarıdır ve biz hepimiz onun sadece varisleriyiz" diyerek onun büyüklüğünü ortaya koymuşlardır.

 * Asıl adı Samuel Langhorne Clemens’dir. Bir nehir gemiciliği terimi olan ve “işaret iki” anlamına gelen “Mark Twain” ismini denizciliği öğrenmek için, Mississippi Nehri'nde çalışan bir geminin tayfaları arasına katıldığı sırada almıştır.

 * İçindeki macera tutkusu, oldukça değişken ve kararsız yaradılışı yüzünden çok çeşitli mesleklerde çalışmıştır.

 * Macerayı sevdiği için bir ara Nevada'da altın aramıştır.

 * İş hayatı ile ilgili konularda başarısız olsa da, mizahı ve nükteleri çok keskindir.

 * Mizahı seven bir yapısı vardır. Olaylara çoğu zaman mizahi yönden bakmasını bilmiştir.

 * Mark Twain, halk kültürüyle çocukluk dünyasının; hayal gücüyle duygusallığın yalın kaynaklarına bir dönüşü simgeleyen eserleriyle ülkesinin edebiyatına köklü bir yenilik getirmiştir.

 * Çeşitli dallarda eser vermiştir.

 * Eserlerindeki karakterler oldukça canlıdır. Gezdiği, gördüğü yerleri ve yaşadığı olayları canlı bir şekilde eserlerine aktarmıştır.

 Bazı eserleri: Tom Sawyer'in Maceraları, Mississipi’de Yaşam Huclerbery’in Maceraları, Calaveras'ın Ünlü Zıplayan Kurbağası, Yolculuk Yapan Suçsuzlar, Sertlikle, Altın Çağ, Esrarengiz Yabancı.

  

Ernest Miller HEMİNGWAY   (1899 –1961)

 * Amerikalı romancı, kısa hikayeci ve gazetecidir.

 * Modern Amerikan edebiyatının en önemli yazarlarındandır.

 * 1954’te Nobel ödülü almıştır.

 * Özellikle 20. yüzyıl kurgu romancılığını etkilemiştir. Kahramanları genelde kendisinin bir yansımasıdır ve zor durumlarda gururlarını korumaları gerekir.

 * Eski bir müzisyen olan annesinden çocukluğunda müzik dersleri almıştır.

 * Hemingway’ın çoğu eseri, bugün Amerikan edebiyatının başyapıtlarından kabul edilir.

 * Liseden mezun olduğu bu yıllarda Avrupa’da I. Dünya Savaşı başlamış, Amerika’nın da savaşa girmesinin ardından Hemingway de orduya katılmak için başvurmuş; fakat sol gözündeki bozukluktan dolayı orduya alınmamıştır.

 * Kızılhaç’a gönüllü olarak katıldı. Savaşta bir İtalyan askerini cepheye taşımaya çalışırken bacaklarından yaralandı. Yaşananların ardından İtalyan gazetelerinde kahraman olarak ilan edilip, İtalyan hükümeti tarafından Gümüş Onur Madalyası ile ödüllendirildi.

 * İlk basılan romanı olan "Güneş de Doğar" adlı eseridir.

 * Yaralandığında hastanedeki bir hemşireyle tanıştı. Bu romanına ilham kaynağı oldu. "Silahlara Veda"’da yaralı bir askerin savaşta bir hemşireye duyduğu aşkı dile getiriyordu. Hemingway böylelikle savaşında anlamsızlığına değinmeyi amaçlıyordu.

* Hemingway çok tutkulu bir yaşamın ardından kendini av tüfeği ile vurarak yaşamına son verdi.

Eserleri: Silahlara Veda, Çanlar Kimin için Çalıyor, Öğleden Sonra Ölüm, Irmaktan Öteye ve Ağaçların İçine, Yaşlı Adam ve Deniz

 

John STEİNBECK   (1902–1968)

* 1962 yılında Nobel Edebiyat Ödülünü almıştır.

* California’da bir ırgat ailenin çocuğu olan Steinbeck, küçük yaşlarda çiftçilik yaptı. Üniversitede okuyabilmek için duvarcılık, boyacılık, kapıcılık, eczacılık işlerinde çalıştı. Ama okulu bitiremedi.

* John Steinbeck’in yapıtları, imgelerden bolca yararlanan "sanatsal" yapıtlar olmaktan çok, yüzyılın başında önemli toplumsal değişimler yaşanan topraklarda, toplumsal gerçekliğin, ayrıntılı bir gözleme dayanan, tamamıyla gerçekçi birer yansıtılışıdır.

* Yazmaya öğrencilik yıllarında başlamıştır.

* Irgatlık ve işçilik yaparken edindiği deneyimler, eserlerinde işçilerin yaşamlarını gerçekçi bir dile anlatmasına büyük katkı sağladı. İlk romanlarından başlayarak hep işçileri, yaşam koşullarını, ilişkilerini anlattı.

* En önemli eseri olan "Gazap Üzümleri" romanında, tarımdaki hızlı kapitalistleşme sürecini anlatır.

* "Bitmeyen Kavga"da tarım işçilerinin grevi ve bu greve önderlik eden iki Marksisti anlattı. Eserde Amerikan çalışma sistemine keskin eleştiriler yöneltti.

Eserleri:

Roman: Bitmeyen Kavga, Fareler ve İnsanlar, Gazap Üzümleri, Altın Kupa, Cennet Çayırları, Al Midilli, Uzun Vadi, Ay Battı/Aysız Geceler, Sardalya Sokağı, İnci,  Aşk Otobüsü, Alev, Cennetin Doğusu, Tatlı Perşembe

Tiyatro: Unutulan Köy, Viva Zapata

 

Jack LONDON   (1876-1916)

* Özellikle gençler için serüven romanı yazan bir yazar olarak tanınır.

* San Francisco'da, çok yoksul bir ailede dünyaya gelen J. London, daha 11 yaşındayken çalışmak zorunda kaldı.

* Serüven hevesiyle önce denizci, sonra Büyük Kuzey'de altın arayıcısı oldu. Sonra Mançurya'ya savaş muhabiri olarak gitti, gazetecilik yaptı.

* Üniversitede geçirdiği kısa bir dönem ona edebiyatı tanıma olanağını verdi ve roman yazmağa heveslendi. Böylece yazıp yayımladığı elli kadar kitabın başarısıyla zengin oldu. Ama alkolizme sürüklenerek hastalandı ve sonunda, kırk yaşındayken, Kaliforniya'daki görkemli villasında intihar etti.

* Romanlarının kahramanları, açlıktan ölmemek için ister istemez yasa dışı bir yaşama mahkûm edilmiş işsizler ve serserilerdir.

* Yalnız gençliğe seslenen bir yazar değildir. Aynı zamanda yeteneğini ve deneylerini, savunduğu dava uğrunda kullanan inanmış bir sosyalisttir; bu amaçla yazdığı eserler az tanınmış olmakla birlikte diğerleri kadar ilgi çekicidir. Bunlarda paraya tapan bir toplumun kurbanı küçük insanların acıklı ve mutsuz evrenini anlatır.

* Jack London ezilen, hor görülen insanların yaşadıklarını yaşadı, acılarını hissetti ve bunu kitaplarında anlattı.

* Jack London’ın yaşamı her zaman dolu dolu geçti. Hayatında çelişkiler, çoğu zaman belirleyici oldu. Fakat her şeye rağmen tavrını hep ezilenlerden, işsizlerden, insandan yana koydu.

Eserleri: Kuzey Serüveni, Vahşetin Çağrısı, Deniz Kurdu, Jerry Adada, Sirk Köpeği Michael, Karların Kızı, Martin Eden, Uçurum insanları, Av Vadisi, Hayal Aleminde.

 

 

Kunt HAMSUN(1859-1952)

* Norveçli yazar Kunt Hamsun’un  asıl adı Knut Pedersen’dir. Yazarlıkta kullandığı Hamsun adını, babasının 1863’te yerleştiği Hamsund köyünden alır.

 * Çocukluğu ve gençliği kırsal bölgede geçen yazar, hemen hemen hiç resmi eğitim görmemiştir. Genç yaşta çeşitli işlerde çalışmaya bir yandan da yazmaya başlayan Hamsun, üniversiteye gitmek için yeterli parayı bulamayınca, çalışmak üzere ABD’ye gitti ve beklediğini bulamamış olarak Norveç’e geri döndü.

 * Hamsun, çağdaş Norveç yazarlarının akılcı ve gerçekçi tavrına karşı bir tepkiyle yazmaya başlamıştır.

 * İlk romanı olan Açlık’ın büyük başarı kazanmasından sonra, yaşamını yazarlıkla kazanmaya başladı. Hamsun’un bu romanı, toplumsal gerçeklik anlayışından kesin bir kopuş niteliğindedir. Ayrıca zihnin bilinçsiz dünyasının gerçekliğinden yola çıkan Hamsun, bireyin toplumla ilişkileri içinde nasıl doğallığını yitirdiğini de irdelemiştir.

 * 1920’de Nobel Ödülü’nü aldı.

 * II. Dünya Savaşı’nda Norveç’in işgali sırasında Almanları destekledi. Savaştan sonra, bu nedenle tutuklandı, ancak ileri yaşı dolayısıyla yalnızca para cezasına çarptırıldı.

 * Hamsun’un yalın ve çocuksu üslubu, incelikle örülmüş bir düzyazı şiirini andırır.

 * Hamsun eserlerinde Rus yazarlarının, özellikle de Dostoyevski’nin ruhsal yaklaşımı ile ABD edebiyatının etkilerini taşıyan bir kara gülmeceyi birleştirmiştir.

 * Romanlarındaki neşeli hava, insanların çevresini saran boşluğu gizlemekten uzaktır.

 * Eserlerinde genellikle kendi çevresini işlemiştir.

 * Tasvir gücü oldukça gelişmiş bir yazardır.

 Önemli Eserleri: Açlık, Pan, Victoria, Dünya Nimeti

  

Yusuf ALTINSOY / Türk Edebiyatı-Dil ve Anlatım Öğrt.          www.edebiyatname.com

 

 

 

 

 

 

 

Ziyaretçiler

2308499
Bugün
Dün
Bu Hafta
Geçen Hafta
Bu Ay
Geçen Ay
Toplam
3212
4310
20574
2262368
83053
119037
2308499

İP'niz: 54.197.136.128
Server Time: 2017-02-23 18:37:37

Arama

Aksaray'da Hava

Weather data OK.
Aksaray
7 °C