EDEBİYATNAME

Paylaşmak yücelmektir...

TÜRKÇE TESTLER

EDEBİYAT TESTLERİ

SİTE İÇİ ARAMA

ROMANTİZM (COŞUMCULUK)

 

 

ROMANTİZM  (COŞUMCULUK)

 

* 1790'dan yaklaşık 1850'ye kadar Avrupa'da gelişim göstermiş büyük bir akımdır.

* Fransa’da 1830 yıllarında klasizme tepki olarak gelişmiştir.

* Romantizm, klasizmin düzenlilik, uyumluluk, dengelilik, akılcılık ve idealleştirme gibi özelliklerine bir başkaldırı niteliğindedir.

* Romantizm, insanın yaratma özgürlüğü önündeki her şeye karşı durur.

* "En iyi kural, kuralsızlıktır" diyen romantikler, insanın duygularını, düş gücünü hayata geçirmesini ve insanı düzeltmenin toplumu düzeltmekle olabileceğini savunurlar.

* Romantizm, doğduğu çağın akılcılığı ve maddeciliğine tepki olarak bireye, öznelliğe, akıl dışılığa, düş gücüne, kişiselliğe, kendiliğindenciliğe ve aşkınlığa, yani sınırları zorlayıp geçmeye önem verir.

* Klasik edebiyatın kural ve şekilleri bırakılır.

* Konular eski Yunan ve Latin edebiyatı yerine Hıristiyanlıktan Tarihten ve günlük yaşamından alınır.

* Klasiklerin akla önem vermesine karşılık romantikler hayal ve duyguya önem vermişlerdir. Dehanın akılda olduğuna inanan klasiklere karşı A.de Musset "Yüreğine vur, oradadır deha" diyerek duyguyu savunur.

* Sanatçılar, yapıtlarında kişiliklerini gizlememişler; kendi duygu ve düşüncelerini, izlenimlerini anlatmışlardır.

* Sanat toplum içindir görüşünü benimsemişlerdir.

* Tabiat önemlidir. Gözlem ve tasvire önem verilir. Klasisizmde ihmal edilen doğaya karşı büyük bir sevgi gösterilir. Doğa görünümlerinin, uzak ülkelerin, yerli ve yabancı törelerin betimlenmesine geniş yer verilir.

* İnsanların içinde bulunduğu çevreler, sadece dekor olarak anlatılmış ve insanın eğitimi yerine toplumun eğitimi
amaçlanmıştır.

* Konular işlenirken iyi-kötü, doğru-yanlış gibi karşıtlıklardan yararlanırlar.

* Üç birlik kuralı terk edilir, dram gelişir.

* Karamsarlık ağır basar.

* Sanatçı kentlerden, süslü salonlardan kaçarak, özgürlüğü doğada, kendi iç dünyasında arar.

* Seçkin sınıfların klasik ölçülerini, onların saptadığı tüm kuralları bir yana atar. İnsanı toplumsal çevresiyle birlikte algılamaya çalışır.
* Romantikler gülünç, kaba, çirkin insanı da anlatmaya, kural dışı nesnelere de değer vermeye başlamışlardır. Önemli olan ideal insan tipi değil, çağdaş insan tipidir. Ulusal değerler de bu akımla önem kazanır.

* Dil, seçkinlik kaygısı güdülmeksizin, kullanılır. Yazar, anlatacakları için sözcük seçme kaygısı taşımaz.

* Tip değil karakter esas alınmıştır.

* Romantizmciler, uygarlığın yapmacılığına, tarihin acımasızlığına değil, aynı zamanda köleliğin yeni biçimlerine, yabancılaşmaya, modern kapitalizm yolcuları acımasızca sömürmesine de karşı çıktılar.

 

TEMSİLCİLER:


 

* Wiliam Shakespeare                

* Byron 

* Schiller

* Jean Jacques Rousseau             

* Aleksandre Dumas

* William Wordsworth      

* Samuel Taylor Coleridge  

* William Blake  

* Friedrich Hölderlin,

* Johann Wolfgang von Goethe,

* Jean Paul,

* Novalis,

* Chateaubriand

* Madame de Stael

* Victor Hugo

* Alphonse de Lamartine

* Alfred de Vigny

* Nodier

* Soumet

* Deschamp

* Alfred de Musset

* Mme de Stael


 

 

TÜRK TEMSİLCİLER:


 

* Ahmet Mithat

* Namık Kemal,

* Şemsettin Sami,

* Abdulhak Hamit,

* Recaizade Mahmut Ekrem,

* Yusuf Ziya Ortaç,

* Halit Ziya Uşaklıgil


 

 

 

Yusuf ALTINSOY / Türk Edebiyatı – Dil ve Anlatım Öğrt.        www.edebiyatname.com

 

 

 

Ziyaretçiler

3173258
Bugün
Dün
Bu Hafta
Geçen Hafta
Bu Ay
Geçen Ay
Toplam
782
3936
32390
3110527
69152
111930
3173258

İP'niz: 54.90.159.192
Server Time: 2017-12-17 04:20:55

Arama