EDEBİYATNAME

Paylaşmak yücelmektir...

TÜRKÇE TESTLER

EDEBİYAT TESTLERİ

SİTE İÇİ ARAMA

- DEVELİLİ AŞIK SEYRANİ (1800-1866)

*Asıl adı Mehmet olan Seyrani, 1800’de Kayseri’nin Everek (Develi) kasabasının Camiikebir mahallesinin, şimdiki adı Seyrani olan Uruza mahallesinde dünyaya gelmiştir. 1866 yılında da ölmüştür.

*Babası Uruza mahallesinde imamlık yapan Cafer Efendi, annesi ise Emine hanımdır.

 

*Seyrani, ilköğrenimini babasının yanında görür.

*Seyrani, vatani görevini Balkanlarda yapar. Bu, onun düşünce ufkunun genişlemesini, Orta Anadolu’nun bir kasabasından uzaklaşıp, başka diyarlardaki farklılıkları algılamasını sağlar.

*Seyrani on beş yaşında iken imam olan babası Cafer Efendi: “Anahtarı al da camiinin kapısını aç, cemaat dışarıda kalmasın” der. Anahtarı alan Mehmet camiye gittiğinde, camii kapısının açık olduğunu, içeride iki saf halinde namaz kılmakta olan yeşil sarıklı, nurani yüzlü, aksakallı insanları görür. Kendisi de namaza durur. Namazın bitiminde Mehmet‘e “Yaklaş oğul yaklaş” diye seslenen zatın yanına varır. Pir elinde mayi (bade) dolu kadehi Mehmet’e uzatır. Kadehin içerisindekini şarap zanneden Mehmet, almak istemez. Pir tekrar seslenir: “Dostun elinden dost şarabını iç oğul!” Mehmet, bu gönül ehlinin emrine uyarak badeyi içer. Pir: “Sen de düştün aşkın deryasına, yüz yüzebildiğin kadar.” diyerek oradan uzaklaşır. Mehmet, dağı, taşı dolaşıp, camide karşılaştığı kişileri arar, ama bulamaz ve Bileç’teki bağlarına gelerek, bitkin bir biçimde orada yatar. Ertesi gün tesadüfen bağa gelen annesi, bitkin bir biçimde Mehmet’i uyur vaziyette bulunca : “Buralara seyrana mı çıktın?” der demez, rüyada bir ses, “Anan senin mahlasını söyledi, bundan böyle bu mahlasla çal söyle.” deyince, Mehmet de kendisine “Seyrani”mahlasını seçer.

*Askerlik görevinden sonra Develi’ye dönen Aşık Seyrani artık şiirler söylemeye; çeşitli konulardaki özellikle taşlamaları dillerde dolaşmaya başlar.

* İstanbul’daki âşık toplantılarının cazibesi Seyrani’nin İstanbul’a yönelmesine sebep olur. Çemberlitaş’taki âşıklar kahvesine uğrar. Kahvede sanatını icra ederken, konuklar arasında sarayın suyolcusu Develili Hacı Maviş Ağa’nın dikkatini çeker. Bu vesileyle saraya konuk edilir. Sarayın muhafız komutanı Kasım Paşa, kadı kâtipliğini yapan Şair Ali Celalettin Efendi ve deniz harbiye nazırı Ahmet Paşa Seyrani’nin hemşerileri olduğundan sarayda onların sayesinde itibar görür ve İstanbul’un en ünlü medreselerinden biri olan Köprülü medresesine devam eder. Bu medresede değişik konulardaki bilgisini artıran Seyrani hat ve nakkaşlığı da öğrenir. Bu arada âşık kahvelerine de devam eder.

*Halk şairlerine değer veren Sultan Abdülmecid, Seyrani’yi de saraya çağırmış, Seyrani kırk âşıkla birlikte huzurda bulunmuştur. Seyrani, duyarlılığı ve dünyaya bakışındaki farklılığıyla, sultanın huzurunda da aykırılığını yansıtmıştır.

*Seyrani, saray tarafından himaye edilmesine ve ağırlanmasına karşın, saraya dönük eleştirilerinden hiçbir zaman kaçınmamıştır. Topkapı sarayı varken Dolmabahçe sarayının inşa edilmesini, ekonomik sıkıntının halka yüklenip, vergi dilimlerinin çoğaltılarak, arı yetiştiricilerinin ballarına kadar vergilendirilmesi, ozanın sabrının iyice tükenmesine yol açmış ve en keskin taşlamalarını söylemekten kaçınmamıştır. Seyrani’nin bu taşlamalarına sert tepkiler gelince hemşerilerinin tavsiyesiyle İstanbul’dan Halep’e kaçmıştır. Halep’te kısa bir müddet kaldıktan sonra, Bağdat’a geçmiş, oradan da memleketi Develi’ye dönmüştür.

*Seyrani, güçlü bir yerme ustası olduğu kadar, aynı zamanda sanat değeri güçlü bir kişiliktir.

*Seyrani, dilin olanaklarını kullanmadaki ustalığı, yeni buluşları, şiirini yazmadaki pratikliğiyle öne çıkan ve bütün bir edebiyat tarihimiz açısından dikkatleri üzerinde yoğunlaştıran bir sanatçımızdır.

*Almış olduğu eğitim, kendisini yetiştirmedeki gayreti ile tasavvufi terim ve kavramlarını kullanmada gösterdiği ustalık, Seyrani’yi önemli bir sanatçı haline getirmiştir.

*Seyrani, kendinden önceki şairlerden Yunus Emre, Fuzuli, Karacaoğlan, Âşık Ömer, Gevheri ve Hacı Bektaşi Veli gibi şairlerin şiirlerini okumuş, onların duygu ve düşünce dünyasından etilenmiş ve bu etkiyi şiirlerine yansıtmıştır.

*Seyrani’nin şiirlerinde halk şiirindeki basmakalıp sözler, ortak benzetmeler, ortak kişiler olmadığı gibi, işlediği konular da değişiktir. Seyrani kendi çağının ozanıdır. Kendisini farklı kılan, çağdaşları içerisinde öne çıkmasını sağlayan da onun bu kendine özgü tavrının güçlü olmasıdır.

*Seyrani kimine göre şarap şişesi koltuğunda sokak sokak dolaşan, garip kıyafetler giyen bir “deli”; kimine göre ise garip giysiler içerisinde aykırı yanıtlar vermesiyle, olaylar konusunda tavır alışıyla ve tepkileriyle bir ‘veli’dir.

*1976 yılında Develi’nin Cumhuriyet meydanına Seyrani anıtı dikilmiştir.

 

 

 

Yusuf ALTINSOY / Türk Dli ve Edb. Öğrt.                                    www.edebiyatname.com

Ziyaretçiler

2202368
Bugün
Dün
Bu Hafta
Geçen Hafta
Bu Ay
Geçen Ay
Toplam
2588
2716
5304
2175024
95959
142431
2202368

İP'niz: 54.205.153.63
Server Time: 2017-01-23 18:50:14

Arama

Aksaray'da Hava

Weather data OK.
Aksaray
2 °C